Siz kıymetli okurlarımızın affına sığınarak ilk başlığımızın bir tıklanma tuzağı olduğunu ifade etmek isterim. Yazımızın janjanlı ambalaj kağıdı.

Bizim asıl meselemiz ise daha küçük puntolarla ifade edilen alt başlığımız. Evet.

Yunanistan makamları Batı Trakya'da yer alan 8 azınlık Türk okulunu daha kapattı.

Daha diyoruz çünkü önceki yazılarımızda bu konuyu işlediğimiz üzere, öncesinin de olduğunu biliyoruz.

Kapatma işlemine gerekçe olarak ise sahada gerçekliği olmayan bir sebebi, öğrenci sayısının azlığını gösterdi.

Önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz üzere Yunanistan özellikle mübadele sonrası süreçle birlikte sistematik olarak, açıktan, bir devlet politikası şeklinde Batı Trakya Türklerine karşı sert bir asimilasyon stratejisi izliyor. Bu politika kapsamında bölgede yer alan Türk nüfusu "Müslüman Rum" olduklarına ikna etme konusunda ısrarcı çabalarını eğitim müfredatlarına kadar indirmiş vaziyetteler.

Geçen yıllarla birlikte manipülasyon yeteneklerini geliştiren Yunan makamları, Türkiye Cumhuriyeti'ni iftira ile suçladıkları hemen her başlığın bizzat uygulayıcısı olmaktan geri durmayan bir tavır sergiliyorlar.

Avrupa'nın şımarık çocuğu Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve Adalar Denizi'nde (Ege Denizi) yer alan silahlandırılamayacak adaları silahlandırma projelerine devam ederken aynı zamanda deniz yetki alanını da kaşla göz arasında genişletme derdinde.

Batı Trakya meselesi, adalar meselesi, Kıbrıs meselesi. Yunanistan'ın yakın zamanda bizim için daha büyük bir sorun teşkil edeceği ortada.

Peki hal böyleyken bizler, bu ülkenin bilinçli vatandaşları ne yapıyoruz?

Samos için kuyrukta bekliyoruz...

Aynı konuları tekrar tekrar işlemenin manası yok.

Evet kaliteli uygun fiyatlı bir tatil, herkesten önce bu toprakların insanının hakkı. Ancak tüm görece "haklı gerekçelere" rağmen bu hakkınızı ulusal güvenliğinizi açıktan, küstahça tehdit eden bir ülkede kullanamazsınız. Vatandaşlık bilinciniz buna müsaade etmez. Boşuna "ama"lı cümleler kurmayın. Bu gerçek. "ama"lı cümleleriniz, düşünceleriniz gerçeğin sert duvarına çarpıp maalesef paramparça olurlar.

Bugün Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52.yıldönümü. Eğer yazımızın bu kısmına kadar okuduysanız ve diğer yazılarımızda olduğu gibi tatil tercihiniz gerekçesini yazmaya hazırlanıyorsanız, önce Kıbrıs'ta yaşanan soykırımı araştırın isterim.

EOKA lı teröristlerin Binbaşı İlhan'ın ailesine, eşi ve üç çocuğuna yaptıklarını araştırın isterim. O gün EOKA lı teröristlerin arkasında duran, bugün de onları bir kahraman gibi ananları bilin isterim.

Ya da daha yakına gelelim. İlçemize. Şehit Albay İbrahim Karaoğlanoğlu ve 30'u aşkın gazimizi araştırın isterim.

Hala ikna olmadıysanız, geçmiş geçmişte kaldı

Hatta bugün bile beni bağlamaz, o iş devletler hukuku benim bireysel davranışımı tercihimi etkilemez diyorsanız, ben dünya vatandaşıyım Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığım sonra gelir diyorsanız, ya da daha da ötesi naçizane bu yazıyı kaleme alan şahsıma "Ulan yav. bilmem ne partili..." minvalinde yorum yazmaya hazırlanıyorsanız durun! Bu yazı zaten sizin için anlamsız. Boş verin siz. Sıkmayın canınızı. Zaten bu yazı yerel bir gazetenin kıyısında köşesinde çıkan küçücük bir not parçası. Asabınızı bozmaya değmez.

Kıbrıs şehitlerimizi bu anlamlı günde rahmet ve minnetle anıyoruz.