Bir adliye binasından içeri girdiğinizi düşünün. Kapıda sizi x-ray cihazları, dedektörler ve ciddi bakışlı kolluk kuvvetleri karşılar. Çantanız didik didik edilir ama şikayet etmezsiniz; çünkü bilirsiniz ki adaletin tecelli edeceği yerde güvenlik şarttır. Bir hastanenin acil servisine gidin. Gece yarısı bile olsa kapıda mutlaka bir özel güvenlik görevlisi görürsünüz. Hatta büyük hastanelerde polis noktaları kurulmuştur. Keza valilikler, kaymakamlıklar ya da belediye binaları... Devletin en küçük biriminden en tepesine kadar her yerde bir koruma kalkanı vardır. Bir banka şubesine gitseniz bile en az iki güvenlik görevlisiyle göz göze gelirsiniz. Peki ya okullar?
İşte orada durum içler acısı. Ne bir polis var, ne özel güvenlik, ne de bir dedektör. Yani en değerlilerimizi, geleceğimizi emanet ettiğimiz o binalar, bir banka şubesi kadar bile korunmuyor. Bu ihmali nasıl açıklayabiliriz? Son yıllarda okullarda öğretmene yönelik şiddet haberlerini okumadığımız gün kalmadı. Bir öğretmen tahtada ders anlatırken arkasından saldırıya uğrayabiliyor, sınıfı basılabiliyor. Bir okul müdürü veli toplantısında darp edilebiliyor. Sadece öğretmenler de değil; akran zorbalığı yüzünden teneffüste tuvalete gitmeye korkan çocuklarımız var. Herkesin güvenliğe ihtiyaç duyduğu bir ortamda, asıl korumasız kalanlar eğitimciler ve öğrenciler. Bir polis memuru telsizi ve ekibiyle görev yaparken, öğretmen sadece tebeşiriyle ve yalnızlığıyla kalıyor. Aslında çözüm çok net. Diğer kamu kurumlarına sağlanan imkanlar okullara da sağlanmalı. Okullara özel güvenlik personeli tahsis edilmeli, büyük binalara polis irtibat noktaları kurulmalı ve girişlerde temel kontroller yapılmalı. Bu bir lüks değil, zorunluluktur. Bu, çocuklarımız ve öğretmenlerimiz de en az bir bankadaki para kadar değerli demenin en somut yoludur. Kapısında güvenliğin olmadığı bir okulda huzurdan ve kaliteli eğitimden bahsetmek imkansızdır. Öğretmenin can korkusu taşıdığı, öğrencinin kendini güvende hissetmediği bir binada gelecek inşa edilemez. Artık bu gerçeği görüp, okullarımızı o sessiz çaresizlikten kurtarmak zorundayız.