“Stranger Things” ve “IT: Welcome to Derry” Gerçeği

Bir yapımda çocuklar oynuyorsa, refleks olarak “çocuklara uygundur” diye düşünmek gibi tehlikeli bir alışkanlığımız var. Oysa ekran, masumiyeti garanti etmez. Son yıllarda bunun en çarpıcı örneklerini Stranger Things ve IT: Welcome to Derry gibi yapımlarda görüyoruz. Evet, kadrolarında çocuklar ve gençler var. Evet, pazarlama dili “gençlik” etiketini bolca kullanıyor. Ama içerik, bu etiketlerin çok ötesinde; hatta onlarla açıkça çelişiyor. Bu yapımlar birer çocuk ya da gençlik filmi değildir. Aksine, psikolojik gerilim, yoğun şiddet ve hastalık boyutuna varan vahşet sahneleriyle tam anlamıyla yetişkin içeriği sunar. Sorun tam da burada başlıyor: Oyuncuların yaşı, içeriğin ağırlığını perdeleyen bir yanılsama oluşturuyor.

Özellikle Stranger Things’te sıradan bir korku anlatısından söz etmiyoruz. Parçalanan bedenler, grotesk yaratık tasvirleri, uzun süreli gerilim sahneleri ve travmatik kayıp anlatıları… Bunlar, gelişim çağındaki bir çocuk için “heyecan” değil, travma potansiyeli taşır. IT: Welcome to Derry ise işi bir adım daha ileri götürerek korkuyu neredeyse estetik bir vahşete dönüştürür. Şiddet, yalnızca gösterilmez; detaylandırılır, uzatılır, izleyicinin zihnine kazınır. Pedagojik açıdan bakıldığında bu sahnelerin kabul edilebilir bir yanı yoktur. Çocukların ve gençlerin zihinsel dünyası, henüz soyutlama ve duygusal filtreleme becerilerini tam olarak geliştirememiştir. Yetişkin bir izleyicinin “kurgu” diyerek mesafe koyabildiği sahneler, çocuk için gerçekliğin bir parçası hâline gelir. Korku geçmez; yerleşir. Daha da önemlisi, bu yapımlar yalnızca korkutmaz; yanlış öğrenmelere de kapı aralar. Şiddetin olağanlaştırılması, travmanın romantize edilmesi, korkunun eğlenceye dönüştürülmesi… Bunların hiçbiri masum değildir. Hele ki bu anlatılar, çocuk karakterler üzerinden kuruluyorsa.

“Biz de küçükken korku filmi izledik” savunması artık geçerli değil. Çünkü bugünün görsel dili, dünle kıyaslanamayacak kadar sert, detaylı ve sarsıcı. Teknoloji ilerledikçe içerik daha gerçekçi, daha çarpıcı ve daha yıkıcı hâle geliyor. Çocuğun zihni ise aynı hızla güçlenmiyor. Burada mesele sansür değil. Mesele, doğru yaşta doğru içerik meselesi. Bir yapımın başrolünde çocukların olması, onu çocuklara uygun kılmaz. Bu gerçeği görmezden gelmek, sorumluluktan kaçmaktır.

Ekran karşısında geçirilen her saat, bir iz bırakır. Bazıları iz bırakmaz; bazıları iz olur. Stranger Things ve IT: Welcome to Derry, çocuklar için iz değil, yaradır.