Zincir Marketler

    Küresel kapital işleyişin tipik bir örneği olan zincir marketler bilhassa son on beş yıldır örümcek misali ülkemizin dört bir yanında ağlarını örmüş bulunuyor. Son dönemlerde halk tabanında sıklıkla zincir marketlerdeki fâiş fiyatların konuşulduğu hepimizin mâlumu. Ecevit hükümetinin son dönemlerinde yaşanan finansal kriz sonrasında belki de bu denli yüksek enflasyon ve ekonomik çalkantının görüldüğü bir dönem olmamıştı. Ucuz emeğin karşılığında çok çalışmaya dayanan kapital sistemin bir parçası olan zincir marketlerde ise raflardaki ürünlerin fiyatlarına bakarak yaşanılan ekonomik bunalımın izlerini görebilirsiniz. Bu yerlere uğradığınızda çalışanlarla yaptığınız sohbetlerde hemen hepsinden farklı şikayetler duyabiliyorsunuz. Emeklerinin değersizliğini, yeri gelince fazla çalışıp maddi karşılığını alamamalarını sessiz bir isyanla fazlasıyla dile getiriyorlar. Bunun bir sonucu olarak da personel konusunda gerekli istikrar yakalanamıyor ve çalışan kadronun mütemadiyen değiştiğini görüyorsunuz. Bu istikrarsızlık ise bâriz bir şekilde hizmet kalitesine yansıyor. Liyâkatsiz personel, hijyenik olmayan ortam, dağınık reyonlar ve bu sektörün belki de en büyük sorunsalı; rafta farklı kasada farklı fiyatların çıkması… 

Denetimler Yetersiz

  Sözünü ettiğimiz sorunlar nedeniyle halk tabanının söz konusu üç harfli marketlere büyük tepki gösterdiğini ifade etmiştik. Ve en büyük sorun ise bir ürünün raftaki fiyatıyla kasadaki fiyatının farklı olması ve çoğu kez fiyatının kasada daha fazla çıkması. Bu durumun sıklıkla yaşanması ilgili birimlerin gerekli denetimleri yeterli derecede yapmadığını gösteriyor. Halkın bu kadar sıklıkla yaşadığı bir problemin fısıltı şeklinde konuşulması aşamasını da geçip yazılı ve görsel basında yer almasına rağmen yapılan denetimlerin sonuç vermediğini ve dolayısıyla yeterli denetimin yapılmadığını ya da gerekli cezaî yaptırımların uygulanmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bir istisna, Ağrı Belediye Başkanı Savcı SAYAN, Ağrı ili ve ilçelerindeki mezkur üç harfli marketlere yaptığı denetimlerde yüksek fiyatlar ve kronikleşen reyon ile kasadaki rakam farklılıkları sebebiyle bu mağazaların bir kaç şubesini mühürledi. Verilen ceza sonrası fiyatlardaki düşüşü de sosyal medya hesabından paylaşan Sayan, belki de tüm yetkililere bu doğrultuda izlenmesi gereken yol haritasını çizdi. Sonuç mu; denetimler hâlâ son derece yetersiz…


Kapitalizm ve Toplumsal Yapı

   Başta ifade ettiğimiz gibi kapitalizm dünyanın dört bir yanını sararak toplumsal birlik, bütünlük göstergesi olan insan ilişkilerine ve geleneksel formlara da darbe vuruyor. Market zincirlerden evvel mahalle bakkalları vardı ve bu bakkallarda ekonomik durumu yetersiz olan ailelere veresiye imkanı sağlanırdı. Şimdilerde veresiye kavramının unutulduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Sözünü ettiğimiz üç harfli market zincirlerin sistematiğinde veresiye gibi bir kavram yoktur. Sosyolog Alev Erkilet kentsel dönüşümün zararlarını konu edindiği bir kitabında konuyla ilgili dikkate değer cümlelere yer vermiştir:

“Soylulaştırma süreçleriyle yerinden edilen yoksul kesimler kentin dış çeperlerinde ikâmete zorlanırken, veresiye gibi önemli müesseselerin desteğinden yoksun kalırlar, zîra modern kapitalist işleyiş mekanizmasına göre çalışan marketler kimseye karşılıksız bir şey vermezler..” (1)

Bilinçli Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları

    Market zincirlerinde yaşanan sorunlara genelde münferit tepkiler veriyoruz. Ancak çalışan personele tepki gösteriyor yahut kendi aramızda konuşmaktan ileri gidemiyoruz.

Toplumu huzursuz eden bir durumun bireysel tepkilerle çözümünü beklemek safdilliktir. Böyle durumlarda sivil toplum kuruluşları gerekli adımları atarak kollektif bir tepki yolunu hazırlamalı, tabii ki kaos ve anarşiye yer vermeden. Gösterilen her bireysel tepkinin var olan soruna bir çözüm getirmediğinin bilincinde olmalıyız. Bu kadar söylenmek yerine boykot seçeneğini göz önünde bulundurmalıyız mesela. İlgili mercilerden gerekli izni alıp sokaklara dökülmek de bir seçenek olarak karşımızda duruyor. Bu marketleri hem eleştirip hem de alışverişe devam etmemiz samimi bir tepki olarak değerlendirilebilir mi? Böylesi durumlarda daha şuurlu ve sağduyuya yakın tepkilerle ilerlemeliyiz. Unutmamalı; toplumun huzur ve refahını bozan hiçbir maddi oluşum, hiçbir yasa ve kanun halkın gücünden üstün değildir. Sizler adına yetkililere sesleniyorum: “SESİMİZİ DUYAN VAR MI!!!”

Saygı ve hürmetlerimle…

Kaynak: Alev Erkilet/ Kenti Dinlemek Sf: 103
Büyüyenay Yayınları 

--
E-mail: [email protected] 
Twitter: @kadirturan_

YORUM EKLE

banner275