Ülkede tuhaf şeyler oluyor

Abone Ol

Önceki yazılarımda “seçimlerde hile yapılıyor” dediğimde benimle neredeyse dalga geçtiniz. “Her seçimi kazandık, ne hilesi.” dediniz. Geçmiş seçimlerde trafoya kedi sokuldu. Seçmen sayısı bir yılda 6 milyon arttırıldı. Can güvenliği nedeniyle adını vermek istemeyen AKP içinden bir isim, seçimlerde nasıl bir strateji izlenip ne tür hileler yapıldığını bizzat açıkladı. Vicdani rahatsızlık duyduğunu söyleyen Seçim Koordinasyonu eski çalışanı, bazı oy sonuçlarının hatalı yazıldığını(320 olan oy 32), bir AKP’linin ev veya işyerine onlarca farklı seçmen adının yazıldığını, hayali seçmenlere oy kullandırıldığını dile getirdi. AKP’nin seçimi büyük farkla kazandığı söylentisi yayılıp sandık başlarında morallerin bozulması ve diğer partilerin görevlilerinin sandıkları terk etmesi sağlandığını, terk etmemekte direnenlerle hiç yoktan kavga gürültü çıkartılıp, insanların sandıklardan uzaklaştırılmaya çalışıldığını söyledi. 

Şimdi yeni seçim arifesinde benzeri uygulamalar başladı. Bakalım yine trafoya kedi girecek mi? 56 milyon seçmen için 74 milyon oy pusulası basılıyor! 18 milyon fazla oy pusulası nerede kullanılacak? Milli İttifak(Saadet ve BBP) İstanbul Milletvekili Adayının evine farklı kişilerin seçmen kağıtları gönderilmiş. Bu geçmişi doğrulayan en güzel kanıt. Yurtdışında kullanılan oylar Türkiye’ye getirilip sayılacak. Güvenliğinin sağlanması soru işareti. Oylar her ülkede 3 değişik partilide bulunan anahtarın birlikte açacağı bir odada toplanacakmış. Ancak geçen hafta Bern Büyükelçiliği’nde oy pusulalarının saklandığı odanın YSK’nın izni olmadan yedek anahtarlarının yaptırıldığı ortaya çıktı. Yani dakika bir, gol bir.

Sizde hiç utanma yok. Bir kere de yüzünüz kızarsın, özür dileyin.  Sözde Müslümansınız. Polislik, komutanlık, , ÖSS, KPSS sınavı soruları çalınır, altından siz çıkarsınız. KPSS kalkıyor. Artık sözlü sınav ile memur alınacak, sizin döneminizde. Atatürk’ün yıllardır var olan vasiyeti birden gerekli olunca buhar olup uçar, sizin zamanınızda. Önce el ele dolaştığınız kişiler işinize gelmeyince paralel, haşhaşi olurlar. Hani Zekeriya Öz görevini yapıyordu? Şimdi neden savcılıktan atıldı? Zamanında “Bitsin bu hasret gel gayrı” “Ben Ergenekon ve Balyoz davalarının savcısıyım” deyip arkasında durduğunuz kişiler için “Ne istediniz de vermedik” “Biz de aldatıldık” deyip geçiştirmekle olmuyor. Cemaat konusunda hesap sorulacak kurum, sorumlu hükümet. Hangi iktidar olursa olsun önlemi o almalı. Akşener’e iftira atacak kadar ileri gittiniz. Tabi paçanız tutuştu. Ama oyununuz geri tepti.

Şu itiraflara, suçlamalara bakın. Biri "Görevden alınmamı isteyecek kadar haysiyetli bir insan değildir. Paralel yapıya Ankara’yı parsel parsel satmıştır. Yurt yerleri vermiştir. Biz kimin nerede havlayacağını, neler yazacağını, itibarsızlaştırmak için neler yapacağını biliriz. Gökçek ile ilgili 100 konuyu 8 Haziran’dan itibaren ömrüm vefa ederse konuşmak isterim. O gün gelene kadar AKP’yi yıpratacak bir sözün içine girmem. " "İsrafın önünü alsak sizden vergi almamıza gerek kalmazdı. 13 yıllık iktidarımızın her tarafı başarıyla doludur ama israf konusunda karnemiz kırıktır." der. Biri Yargı alanında itibar kaybediyoruz.” der. Biri "Yargının kendisi problem haline geldi. Ben yaptım oldu, mantığı yargıyı siyasallaştırdı. Yargı siyasallaşmamalı.” der. Bunları iktidar vekilleri söylüyor.

Hukuk artık sadece söz olarak kaldı. YSK’da 2 üye “Cumhurbaşkanı tarafsızlık ilkesini çiğniyor”  der. “Beni meydanlardan alamazlar” deyip tarafsızlık yeminine rağmen eski partisine oy istemeye devam eder. “Kaç-Aksaray’ın yapılması yasaya ve Ata’nın vasiyetine aykırı yapılamaz.” denir. “Yaparım da, otururum da” derler. 40 TL çalan çocuk iki yıl hapis ve para cezasına çarptırılır, 17-25 Aralık şaibesinin üstü örtülür. Yüce Divan’a gidilmez. Ama iftira devam eder. Görev yaptığı dönemle ilgili suçlamadan muhalefet lideri aklanır, aklanma belgesini gösterir, inanan yok, birileri mahkemeye gitmez, “komplo yapıldı” der, inanan çok. Reyhanlı’da durdurulan TIR’larda “Türkmenlere yardım vardı” denir, devlet sırını ifşa etmek, terör örgütü oluşturmak suçundan 4 savcı ve albay tutuklanır. Eğer Türkmenlere yardım gittiyse bunun neresi devlet sırrı? (3 gün önce AKP Genel Başkan Yardımcısı Aktay, durdurulan TIR’ların Suriye’de Esad’a karşı savaşan Özgür Suriye Ordusu’na silah ve mühimmat taşıdığını itiraf etti.)

Hiçbir dönemde din bu kadar kullanılmadı. Allah diyerek yolsuzluk, hırsızlık yapmak, oy istemek moda. Birinin açılış törenini kesmemek için ezan geç okunur, Cuma namazı geç kılınır. Diyanet işleri başkanı 1 milyon liralık makam aracını haberleştiren Hürriyet gazetesine manevi tazminat davası açar. Dava kapsamında gazeteden faizini de ister. Hani faiz dinimizde haramdı? Beni en çok üzen hala bir kısım halkın tüm bunlara ortak olması. İktidar sizi nasıl görüyor, bakın. “Notumuz kırık, ama halk yine bizi seçer.”(Binali Yıldırım)  "Bazı konularda bize kızmış olabilirsiniz, ancak bunları aramızda hallederiz"(Burhan Kuzu). Yani “ne halt etsek de bizim seçmen eyvallah der” diyorlar.

Halk “Adalet” diyor, oysa birisi var ki adalet değil her şeyin kendisi olduğunu söylüyor. Halk tarafsız devlet istiyor. Oysa istihbarat teşkilatı başında “Olmaz, sırlarımı biliyor.” diye milletvekili yapılmayan biri oturuyor. Geçmişte iktidara oy verenlere sesleniyorum. Başka bir parti iktidarda olsa, cumhurbaşkanı da o partiden olsa, bugün yapılanları yapsa ne düşünürdünüz, merak ediyorum. Bu defa oyunu bozalım sevgili okurlar. Bekir Coşkun’un dediği gibi “Bu seçimin parlamenter demokrasi ile tek adam arasında olduğunu” anlayın artık. Türkiye’yi yaktırmayın. Külden vatan olmaz. Bu kez bize bu Cumhuriyeti emanet edenlere karşı bir utanç ile ayrılmayalım sandığın başından. Bir değil, bin kez düşünüp öyle oy kullanın.

Saygılarımla, hoşça kalın.