Okulu kaybetmeyelim

Abone Ol

Eğitime dair yapılacak konuşmaların, yazılacak yazıların heyecanını yitirdiği, okulların renklerini yavaş yavaş kaybetmeye başladığı bir süreç uzun zamandan beri sinsi bir hastalık gibi sessiz ve derinden ilerliyordu. Medya ve sosyal medya artık bu durağanlığı ve gerilemeyi tüm yönleriyle en somut haliyle gözlerimizin önüne seriyor.

Yaşanan acı hadiselerin nedenleri sonuçları enine boyuna haftalarca tartışılacak, konuşulacak muhakkak. Daha önce defalarca dikkat çekmeye çalıştığımız sorunlar seminerlere, toplantılara tekrar tekrar konu olacak elbette. Fakat burada artık kaçırmamamız gereken, sıkı sıkıya tutunmamız gereken bir gerçeklik var. "Okul" kavramı tarihimizde belki hiç olmadığı kadar, ifade ettiği değerlerin her bir yönüyle yara aldı ve biz bu duruma karşın ne olursa olsun ne yaşanırsa yaşansın okula, eğitime, kaleme, kitaba, öğretmene çok daha sıkı sarılmalıyız. Geleceğimiz olan çocuklarımıza, gençlerimize daha çok sahip çıkmalı, bu çalkantılı vasat dünya düzenine onları daha güçlü hazırlamalıyız.

Ama...

Öyle diyorsunuz da...

Aslında...

Bunlar artık şu anın soruları, cümleleri değil. Bu yaşananlar bizler için bir beka sorunu, var olma savaşı.

Cumhuriyetimizin bizim için en büyük kazanımı, fırsatı olan okula muhtacız ve mecburuz. Bu memleketin geleceği olan çocuklarımıza, gençlerimize mecburuz ve muhtacız.

Ne daha fazla yazacak ne de daha fazla konuşacak mecalimiz var...

Dizilermiş, oyunlarmış, sosyal medyaymış, beslenme şekliymiş, kentsel buhranmış, ailelermiş, ekonomik sıkıntılarmış...

Bunlar konuşuldu, tartışıldı, atılacak adımlar, eylem planları tekrar tekrar ve tekrar bilmem kaç uzman ağzından ifade edildi.

Artık okullara, öğretmenlere iade-i itibar vakti.

Çocuklarımızı, gençlerimizi dijital mecralardan, yalan dizi, kurmaca oyun dünyalarından çıkarıp hayata geri döndürme vakti.

Kaybedecek zamanımız da çocuğumuz da yok.

{ "vars": { "account": "G-CZC363SVYE" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }