Köyünüzdeki okul açık mı?

Abone Ol

Şehirlerdeki nüfus niceliği kırsal kökenli olan bizim gibi orta ölçekli kentlerde yaşayan insanların bugün dönüp bakması, kendisine sorması gereken bir soru...

Köyünüzdeki okul açık mı?

Bu soruya cevabınız hayırsa birazdan bunun nedenlerini ve sonuçlarını birlikte konuşacağız.

Cevabınız evetse, hazır olun ikinci soru geliyor;

Köyünüzdeki okulda kadrolu bir öğretmen var mı? Yoksa her eğitim öğretim döneminde değişen ücretli öğretmen görevlendirmesi mi okulunuzda söz konusu?

Ve takip eden sorular...

Köyünüzdeki okulda yardımcı personel var mı?

Köy okulunuzun fiziki şartları ne durumda?

Birleştirilmiş sınıftan müteşekkil bir okulunuz mu var yoksa her sınıf düzeyi müstakil mi?

Bu soruların her biri, sadece birer eğitim istatistiği değil; o köyün geleceğine, bacasının tütüp tütmeyeceğine dair hayati birer göstergedir. Çünkü bir köyde okulun kapısının açık kalması, sanılanın aksine sadece çocukların okuma yazma öğrenmesinden ibaret değildir. Okul, o köy için devletin varlığı demektir; hizmetin, yatırımın ve kamu düzeninin ana dinamiğidir.

Okulun açık olduğu köye sağlık ocağı gelir, ebe atanır; yolu yapılır, altyapısı yenilenir. İdari mekanizma o köyü yaşayan bir merkez olarak görmeye devam eder. Bir öğretmenin köyde ikamet etmesi bile oraya bambaşka bir sosyal hareketlilik, yeni bir ufuk katar. Fakat o okul kapanıp kapısına kilit vurulduğunda, domino taşları sırayla devrilmeye başlar: Önce öğretmen gider, ardından sağlık personeli, sonra da devletin o köye yönelttiği hizmet ve yatırımlar yavaş yavaş azalır. Okulsuz kalan köy, tabeladan ibaret bir yerleşkeye dönüşmeye mahkûm olur.

Peki, ne oldu da binlerce köy okulu bu duruma geldi? Cevap hepimizin bildiği, kanayan bir yara: Köy nüfuslarının erimesi ve durdurulamayan köyden kente göç.

Tarımsal üretimin zorlaşması, genç nüfusun iş ve daha iyi yaşam koşulları umuduyla şehirlere akın etmesi, köylerde çocuk seslerini bıçak gibi kesti. Öğrenci sayısı azaldıkça taşımalı eğitim çözümü devreye girdi; taşımalı eğitim yaygınlaştıkça da köy okulları tek tek kapandı. Bir nevi kısır döngü oluştu: Okul kapandıkça göç hızlandı, göç hızlandıkça kalan okullar da kapandı.

Bu kontrolsüz göç ve okul kapanmalarının faturası ise sadece köylere kesilmedi. Bakınız, kendi yaşadığımız şehre, Tire’ye... Köylerde okullar kapandıkça veya tek öğretmenli birleştirilmiş sınıflara mahkûm kaldıkça, veliler imkânlarını zorlayıp çocuklarını ilçe merkezine taşımaya başladı. Sonuç mu? Bugün Tire merkezindeki okullarda ciddi bir şişme ve kapasite sıkıntısı yaşanıyor. Sınıf mevcudatları artıyor, okul binaları yükü taşımakta zorlanıyor, şehir merkezindeki eğitim ortamı yoğunlaşan nüfusun altında eziliyor. Şehir merkezindeki sınıflar dolup taşarken, köylerdeki bakımlı okul binalarının atıl kalması büyük bir çelişki olarak önümüzde duruyor.

Neyse ki Milli Eğitim Politikaları son yıllarda bu acı gerçeğin farkına vardı. Nüfus şartının esnetilmesi, kapalı köy okullarının yeniden açılması ve Köy Yaşam Merkezleri projeleriyle bu binaların tekrar hayata kazandırılması yönünde atılan adımlar oldukça kıymetli. Teşhis doğru kondu, niyet ortaya kondu. Ancak sadece okul binasının kapısını açmak ya da duvarını boyamak yetmiyor.

Bu politikayı başkaca teşviklerle bütüncül olarak desteklemek zorundayız. Gençlerin köyde kalmasını ve hatta geri dönmesini sağlayacak tarımsal ve ekonomik destekler sunulmadığı, köyde görev yapacak öğretmen ve kamu personeline yönelik cazip özlük hakları ve barınma imkânları sağlanmadığı sürece, açılan okullar yine öğrencisiz kalma riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Okul, tek başına bir sonuç değil; kırsal kalkınmanın merkezindeki en büyük kaldıraçtır.

Şimdi tekrar soralım: Köyünüzdeki okul açık mı? Eğer o okulun ışığı yanıyorsa, bilin ki sadece bir sınıf değil, o köyün geleceği aydınlanıyor demektir. O ışığın sönmemesi ise artık hepimizin ortak sorumluluğudur.

{ "vars": { "account": "G-CZC363SVYE" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }