Ev gençleri

Abone Ol

Onlar ne okulda ne işte.

Ne bir meslek programına dâhiller ne bir staj planlamaları var.

Sabahları erken kalkmak için bir sebepleri yok, akşamları yorulmak için de.

Adlarına “ev gençleri” deniyor.

Bu ifade kulağa basit ve ironik geliyor ama içinde ağır bir hikâye var. Çünkü mesele tembellik değil. Mesele isteksizlik hiç değil. Mesele, kapıların kapalı olması.

Bugün binlerce genç; diploması olsa da olmasa da, iş arasa da aramaktan vazgeçmiş durumda. İstihdam alanları dar. Olan işlerin büyük kısmı ya geçici ya güvencesiz ya da insan onurunu zorlayan şartlarda. Ücretler, barınma ve yaşam maliyetlerinin çok gerisinde. Genç bir insanın “gelecek kurma” ihtimali matematiksel olarak zayıflamışsa, motivasyon da zamanla zayıflıyor.

Eğitim deseniz ayrı bir açmaz. Gençler yıllarını veriyor ama aldıkları eğitim, piyasanın ihtiyaç duyduğu alanlarla örtüşmüyor. Teori var, diplomalar var; fakat geleceğe uzanan sağlam bir köprü yok. Gençler mezun oluyor ama karşılarına çıkan ilk soru şu oluyor: “Peki şimdi ne yapacağım?”

Bir süre sonra iş aramak yorar insanı. Cevapsız başvurular, ertelenen mülakatlar, “size dönüş yapacağız” cümleleri… Zaman geçtikçe umut azalır. Umut azaldıkça insan kabuğuna çekilir. Günlük yaşama sığınır. Amaçlar küçülür, beklentiler düşer.

En tehlikelisi de burada başlıyor.

Amaçsızlık uzun sürdüğünde değerler de aşınmaya başlar. Aidiyet duygusu zayıflar. “Bu ülke benim için ne yapıyor?” sorusu içten içe büyür. Gençliğin enerjisi üretime değil, boşlukta dağılmaya başlar. Oysa gençlik, bir toplumun en canlı kaynağıdır. Eğer bu kaynağı değerlendiremezsek, sadece bireyleri değil, geleceğimizi de kaybederiz.

Türkiye genç nüfus avantajını sıkça dile getiriyor. Ancak genç nüfus, ancak üretime katıldığında avantajdır. Aksi halde sosyal ve ekonomik bir baskıya dönüşür. Gün geçtikçe eriyen genç nüfustan geriye kalan potansiyeli de bu şekilde tüketirsek, yarının kalkınma hikâyesini yazacak kalem bulamayabiliriz.

Bu mesele bir parti meselesi değil. Bir seçim başlığı hiç değil. Bu, bir kalkınma meselesi.

Çözüm, günü kurtaran projelerle değil; sürdürülebilir devlet politikalarıyla mümkün. Her siyasi iradenin sahiplenmek zorunda olduğu, uzun vadeli ve değişmez bir gençlik istihdam planına ihtiyaç var. Eğitim programları geleceğin sektörlerine göre yeniden yapılandırılmalı. Mesleki eğitim, teknoloji, üretim ve girişimcilik destekleri gerçekçi teşviklerle güçlendirilmeli. Gençlerin sosyal güvencesi ve ilk adım destekleri devlet eliyle güvence altına alınmalı.

Gençler sadaka değil, fırsat istiyor.

Yardım değil, alan açılmasını bekliyor.

Bir ülkenin gençleri evlerine kapanıyorsa, mesele gençlerde değil; sistemdedir. Ve sistem değiştirilebilir.

Yeter ki bu sorunu görmezden gelmeyelim. Çünkü gençlik kaybedildiğinde, geri kazanmak yıllar alır. Ama doğru bir planla, doğru bir iradeyle; evlerin içine sıkışmış o potansiyel yeniden ayağa kalkabilir.

{ "vars": { "account": "G-CZC363SVYE" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }