Ağızdaki bakla sonunda çıktı

Abone Ol

AKP Milletvekili Bapuşçu, partisinin bir türlü söylemeye cesaret edemediği içindeki özlemi nihayet açıkladı. Filistin Devlet Başkanı ile birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarihteki Türk askerleri kıyafeti ile birlikte çekildiği fotoğrafı paylaşıp yorumda bulunan hanımefendiye göre okunması gerekli bir resimmiş. Muhteşem bir zekâymış(!) Filistin'i vermediği bahanesi ile yıkılan Osmanlı ve Filistin Devlet Başkanı'yla cumhurbaşkanımızın görüntüsüymüş. 600 yıllık İmparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona ermiş. Osmanlı geliyormuş(!) Sonunda ağızdaki bakla çıktı.

Ah be Cumhuriyet, besleyip yetiştirdiğin adam diye bağrına bastığın nankörlerden ne çektin. Bu sözleri söyleyen kişi asla benim vekilim olamaz. Hatta asla milletvekili olamaz. Sen hem sana seçme ve seçilme hakkı veren ATATÜRK'ün kurduğu devletin halkının oyları ile orada bulun, mecliste cumhuriyeti koruyacağına namusun ve şerefin üzerine yemin et, sonra bunları söyle. Sanırım niyetin önümüzdeki seçimlerde yerini garantilemek, bakan olmak. Nasıl da seviyorsunuz birey değil kul olmayı. İnsan yerine konmaktan sıkıldınız sanırım. Şu an Türkiye Cumhuriyeti’nde olmayıp Osmanlı’da olan şey ne acaba? Özellikle kadınlar açısından. Bir kadın neden Osmanlı dönemindeki gibi yaşamak ister çok merak ediyorum. Reklam arasında başını açabilmiş, oy kullanma hakkına sahip olmuş, kocanın ayağını yıkayıp çocuk doğurmak yerine milletvekili olmuşsun. Aslında savcılarımızın hemen harekete geçmesi gerek.

Sanki Osmanlı son 200 yılda toprak kaybede kaybede Anadolu’ya çekilmedi, sonunda da İzmir, İstanbul gibi birçok kent işgal edilip topraklarımız paylaşılmadı. Filistin’i vermediği için yıkılan Osmanlı gerçeğini(!) ilk defa duydum. Doğru, sırf Filistin için Yahudiler yıktı Osmanlıyı. Yıkılmasa şimdi Osmanlı uzayda koloniler kurmuştu. İngilizlerle işbirliği yapıp altın karşılığında Osmanlı askerlerini kesen Filistinli Araplardan haberiniz var mı? Meydan boş nasıl olsa, atın atabildiğiniz kadar?

Bir kesim Sevr’i Osmanlı imzalamadı diyor. Madem Sevr yoktu, İngilizler Beyoğlu’na, Fransızlar Antep’e, Yunanlılar İzmir’e balık, baklava, köfte yemeye mi geldiler. Padişah o sırada ne yapıyordu? Benim dedem bizzat onun padişah olduğu topraklarda Rum çetelerince reklam arası deyip alaya alınan savaş zamanı şehit edildi. Çok merak ediyorum bu vekilin büyük dedeleri bu reklam arasında nerede, ne yapıyordu? 90 yıllık reklam arası sonrası yine Sevr’e, İngiliz, Fransız ve Yunan işgaline mi dönecek, yeni Kurtuluş Savaşı ve  "siyasi emellerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle birleştirenleri" kovmakla mı uğraşacağız? Bir söz de bu olanlara şaşıran kesime, aydın geçinen liberallere. Jeton yeni mi düştü beyler? Biz size önceden söylememiş miydik bugün olanları? Zaten ne bekliyordunuz ki? Siz hep bizi eleştirdiniz. Kemalizm eleştirinizin onda birini zamanında AKP'ye yöneltiniz mi? “Hoca, bir şey olduğu yok korkma” demediniz mi? Haklı mıymışım? Ülkenin kurucusu olan bir liderin manevi şahsiyetine olan bu bağlılık birilerini neden rahatsız ediyor, onu da çok iyi biliyorsunuz sanırım!

Son söz. Kamer Genç ne güzel demişti: “Atatürk bu ülkeyi kurmasa idi şimdi hangi şeyhin, kaçıncı zevcesi olurdunuz.” Sen o sevmediğin cumhuriyet sayesinde, o cumhuriyetin parasını alıp konuşuyorsun. Cumhuriyet'e laf uzatmak kim, sen kim? Sözlerine sadece gülüyorum. Sana bir şey hatırlatayım. Bence tam tersine Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet 12 yıllık reklam arası aldı. Bu kadar uzun reklamdan sonra sana ve senin gibi rahatsız olanlara bir tek cümle söylenir, gözünüze soka soka: “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Lakin Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Atatürk…

ZEYNEP RUMUZLU OKURA

Hanım mı, yoksa bu rumuzu kullanan erkek mi olduğunuzu bilmiyorum. Her kimseniz, cesaretiniz varsa sizinle yüz yüze konuşup görüşmek isterim. Korkmanıza gerek yok. Ben sizin “kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin” diyen kesimden değilim. Bizde şiddet yoktur. Önerim sadece medenice konuşmak. Ya da mertçe soyadınızla birlikte kim olduğunuzu, gerçek adınızı yazmak. Geçen haftaki “Yazıklar Olsun” başlıklı yazıma yorumunuzu aynen yazıyorum, internete giremeyen herkes görsün: “Sana da yazıklar olsun. Hadi sen git de Uğur Dündar’ı karşıla. Toptepe’de kafaları çekin, sonra yine yazarsın. Hayret yaa ne adamlara kaldık

Birincisi ben içki içmem. Sen nasıl Müslümansın(olduğuna inanmıyorum), nasıl böyle bir iftira atarsın. Bu dinimizde var mı? Ben de sana bir iftirada bulunsam yakışır mı? Ben asla senin seviyene düşmeyeceğim. Benim kim, ne olduğumu Allah biliyor. İkincisi o aşağıladığın Uğur Dündar ve ekibi Gölet’te içkisiz yemek yiyip programa katıldılar. İçse sana ne? Öbür dünyada onun yerine sen mi hesap vereceksin?  Bu arada o akşamki program ülkede birinci olmuş, bilesin. Keşke tek gözlükle bakmayıp izleseydin. Orada Peygamberimizin karikatürünün yayınlanmasının büyük saygısızlık olduğu, tüm din ve inanç değerlerine saygılı olunması gerektiği, ama insanların öldürülmesinin de yanlış olduğu sürekli konuşuldu. Sizlere göre yalnız siz Müslümansınız ya, sizin dışınızda herkes kâfir ya.  

Geçen yazımda yazdıklarımın hangisi yanlış? Yolsuzluk iddiası varsa bunların yargılanması mı? Gerçeklerin ortaya çıkması mı? İslam adını kullanıp cinayetler işlenmesi mi? Dinimize hakaret edildi diye Cumhuriyet gazetesini basanların, “bakara makara” diyenlere tepki göstermemesi mi? Dinimizde torpil ayeti var diyene ve hepsine “Yazıklar Olsun” demek mi? Bir düşün istersen. Benden de sana ve senin gibi düşünenlere YAZIKLAR OLSUN.

Cumhuriyetimize sahip çıkanlara saygılarımla, hoşça kalın.