Son yıllarda meme kanseri ile mücadele eden kadın sayısında artıştır. Bunun nedeni ise ilerlemiş görüntüleme ve tedavi yöntemlerinin kullanılmaya başlanmış olmasıdır. Erken teşhis ile anormal doku veya kanser hücresi fark edildiğinde hemen tedaviye başlanırsa hastalıktan kurtulma şansı artmaktadır.



Erken teşhis ve tedavi için yeni araştırmalar da devam etmektedir. Meme kanseri kadınlar arasında cilt kanserinden sonra en sık görülen kanser türüdür. Meme kanseri erkeklerde de görülebilir ancak daha nadirdir. Kadınların meme kanserine yakalanma riski yaş ilerledikçe artmaktadır. Ailesinde meme kanseri geçirmiş bir yakını olanlarda bu risk daha da artar. Meme kanseri riski östrojen hormonuna maruziyet arttıkça da artar. Menstrüal kanamaları erken yaşta başlayan; ilk çocuğunu ileri yaşta doğurmuş; menapoza geç yaşta giren kadınların meme kanserine yakalanma riski daha yüksektir. Radyasyona ve diğer çevresel faktörlere maruz kalmak da meme kanserine yakalanma riskini arttırabilir.


Meme kanserinin belirtileri hissedilebilir ya da görülebilir. Belirtiler: memede ya da koltuk altında şişlik, memede ağrı, meme derisinde anormallik, göğüs ucunda akıntı, memenin şeklinde veya büyüklüğünde değişiklik. Bu belirtilerden bir ya da birden fazlasının görülüyor olması kanser olduğu anlamına da gelmemektedir. Ancak emin olmak için doktora danışılmalıdır. Belirtiler ortaya çıkmadan önce, görüntüleme yöntemleri erken teşhis olanağı sunmaktadır. Mamografi (meme röntgeni) ile görüntüleme, 40–70 yaş arasındaki (özellikle 50 yaş üstü) kadınlarda meme kanserine bağlı ölüm riskini azaltmaktadır. Mamografi yönteminin bazı dezavantajları da olabilir. Bu yöntem ile bazen uzun vadede sorun oluşturmayacak ve tedavi edilebilir tümörler de saptanabilir, birey sağlığı açısından risk oluşturmayan tümorler için toksik tedavi görebilir. Ek olarak mamografi bazen –yanlış pozitif- sonuçlar verir, saptanan doku anormal olsa da kansere dönüşmeyebilir. Yanlış pozitif sonuçlar bireyde korkuya, endişeye ve gerekli olmayan daha ileri testlerin yapılmasına da neden olabilir. Meme onkologları, tüm bu kaygılara rağmen mamografinin etkili bir görüntüleme yöntemi olduğunu ve meme kanserini % 80-85 oranında tespit edebildiğini dile getirmektedirler. Yüksek riskli bireylerde meme magnetik görüntüleme (MR), meme ultrasonografisi ve tomografisi gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılır. 

Uzmanlar kadınların 40 yaşından sonra doktorları ile görüşüp bilgi almaları gerektiğini dile getirmektedirler. Kadınların 50 yaşından (özel durumlarda 40 yaşından sonra) sonra düzenli mamogram çektirmeye başlamaları gerekmektedir. Uzmanlar 50 yaşından sonra her yıl ya da 2 yılda bir mamogram çektiren kadınların meme kanserinden ölme riskinin yaklaşık olarak % 20 oranında azaldığını belirtmektedirler. Erken dönemde teşhis edilen meme kanserinde ana tedavi yöntemleri ameliyat ve radyasyon tedavisidir. Meme kanseri tedavisinde, ameliyat ile sadece kanserli olan bölge veya bazı durumlarda memenin tamamı alınır. Ayrıca, ameliyat öncesi ya da sonrasında kemoterapi uygulanabilir. Bazı durumlarda onkologlar sistemik hormon tedavisi ve sadece meme dokusunda etki gösteren hedeflenmiş ilaçları tercih etmektedir. Kanser bir kere vücudun farklı bir kısmına sıçrama yaparsa (metastaz), etkili bir tedavi yöntemi yoktur. Ancak, yeni tedavi yöntemleri ile ilgili araştırmalar devam etmektedir.


Konu meme kanserini önlemeye geldiğinde, uygulanması gerekenler her bir kadın için değişiklik göstermektedir. En büyük risk altında olanlar memesinde daha önceden kanser oluşmuş olan kadınlar ve özellikle 50 yaşından sonra annesinde, kız kardeşinde ya da kızında (birinci derece akrabasında) kanser olan kadınlardır. Ailede meme veya rahim kanseri geçmişi var ise, kişinin durumu genetik uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Bu bireylerde genetik test yapılarak BRCA isimli bir genin durumuna bakılır. BRCA geninde değişiklik olan hastaların meme kanserine yakalanma riski yüksektir ve bu risk yaşla birlikte daha da artar. Bu kadınlar, önleyici operasyona (meme dokusunun çıkarılması) alınabilir veya sıkı takip altında tutulur. 


Yüksek risk altındaki kadınlarda önleyici mastektomi –sağlıklı görünen memenin ameliyat ile alınması- seçeneklerden biridir. Kişi bu ameliyata karar vermeden önce kendi risk durumunu, ameliyat sürecini ve görülebilecek komplikasyonları doktoru ile konuşmalıdır. Annesini yumurtalık kanserinden kaybetmiş olan ünlü oyuncu Angelina Jolie, geçen sene kendisinde BRCA gen mutasyonu tespit edilince önleyici operasyon ile her iki meme dokusunu aldırmıştır. 


Yapılan araştırmalar, östrojen hormonuna sürekli maruz kalma durumunun azaltılması ile de meme kanseri riskinin düşürülebileceğini göstermektedir. Önleyici yöntemlerden biri östrojen etkisini engelleyen ilaçların kullanılmasıdır. Bu ilaçlara örnek olarak tamoksifen ve raloksifen verilebilir. Bu ilaçlar yüksek risk altındaki bazı kadınlarda risk önleyici olarak kullanılmaktadır. Raloksifen sadece menopoz sonrası kadınlarda kullanılabilen bir ilaçtır. Her iki ilaç da ciddi yan etkilere neden olabilmektedir ancak önleyici ve tedavi edici etkileri yüksektir. Uzmanlar bu iki ilacın meme kanseri oluşma riskini % 50 oranında azalttığını söylemektedirler.
Vücut tarafından üretilen östrojen hormonunun miktarını düşüren ekzemestan ilacı da menopoz sonrası kadınlarda meme kanseri riskini azaltmaktadır. Bu ilaç genellikle meme kanseri tedavisi görmüş olan kişiye, kanserin tekrarlamasını önlemek için verilmektedir. Uzmanlar özellikle yüksek risk gurubundaki kadınların bu ilaçları kullanması gerektiğine dikkat çekmektedir. 
Meme kanseri ile ilgili risk durumunuz ne olursa olsun hayatınızda yapacağınız küçük değişiklikler bu hastalığa yakalanma riskini düşürecektir. Sağlıklı ve dengeli beslenin, sigaradan uzak durun, alkol tüketiminizi sınırlayın, düzenli egzersiz yapın ve sevdiklerinizle zaman geçirin. 
Sağlıklı Günler Dileriz

16/04/2014
Çeviren: Figen Selli
Danışman: Ecz. Çiğdem Selli Karakaya
Kaynak: http://newsinhealth.nih.gov/issue/oct2013/feature1