banner277

Her ölümlü kadın, bir gün o kahveyi içeceeek!

   Köpüğü üstünde, sıcacık illa da orta şekerli . Yanında asıl olan güllü lokum, bizde elde olan kaşık çikolatasıyla misss! Beni gerçekten tanıyan herkes bilir ki; “hadi Nilaycım, bir kahve içelim iki de muhabbet edelim” lafına benden hiç hayır çıkmaz. 
       Kahve, benim günümün enerjisi, beni kendime getirenim, ruhumu sarıp dans ettirenim, arkadaşlarımı evime dolduranım, “haydi kalk! bir kahve içip dışarıda kendimize ödül verelim” dedirttirenim…Sabah uyandığımda: laneeeet, suratı düşüüükkk; kahveyi içtim mi: mutluuuu güne keyifle başlatanım…Ben, birisiyle kahve içiyorsam, çok keyiflendim;  haydi yanında bir de sigara yakıyorsam, tamamdır o paylaşım, karşılıklı alışveriş, dostluğun başlangıcı, kırk yılın ateşi yakılmış, hayatımdaki en güzel yere yerleşilmiş demektir…
        Kahve, dostları biraraya getirendir…Kahve, iç döktüren, yeri geldi mi kahkahayı, yeri geldi mi gözyaşlarını paylaştırandır….O kahve ki! içtiğin insan hassa; sana candansa, kırk yıl hatırını saydırandır….
 


          KAHVENİN SAYDIĞIM BU GÜZEL YANLARINI KÖTÜYE KULLANANLAR ÇIKMAZ MI ??? ÇIKACAK ELBET!!! NE KADAR “İÇMEYİN O KAHVEYİ SİZİ BAŞTAN UYARIRIM” DESEM DEEE…
                       HER ÖLÜMLÜ GENÇ KIZ BİR GÜN O KAHVEYİ İ-ÇE-CEEEEK!!!
             Bütün genç kızların kaderidir; mahallesinde, apartmanında bir teyze vardır....Ben o teyzenin adını “kahveci teyze” koydum ... Hani şu kahveyi kötüye kullananlar var ya onlardan biri işte…
Tam evinizin kapısından içeri girerken “gel kızım bir kahvemi iç”le başlar her şey..
Şu anki aklım olsa gitmek ne kelime; o kahveyi içip kırk yıl hatır bile bırakmazdım...Kahveci teyze, eğer evli değilsen alttan girer üstten çıkar erkek arkadaşının varlığından haberdar olur veeee başlarrrr sorularrrr. ..
“Çok da gençmişsiniz, adı ne ki???”
“Ne zaman evleniyorsunuz yavruuuum???”
“Neden evlenmiyorsunuzzzz hımm???”
          Bundan sonra her karşılaşmanızın sonu “evlilik ne zaman” sorusuyla biter. ...Her soru sonrası siz önce tırnaklarınızı, sonra kendinizi yersiniz...Elbet bir gün  kahveci teyze ile erkek arkadaşınız kolunuzdayken bir köşe başında karşılaşırsınızzz…
Teyze çocuğu diye tanıştırdığınız erkek arkadaşınızla zaman geçer evlenirsiniz…Düğünde bilin bakalım otuziki dişiyle karşınızda, özene bezene seçtiğiniz tam yedi katlı pastanın kendisine düşmüş bir dilimini yiyen ve parmaklarının ucunda bir kuğu gibi yanınıza süzülerek gelen “ hayırlı olsun evlaaaaadım!!! sen ne kadaaaar teyze çocuğu desen de neyyyse …” diyen kadın kim???? Tabi ki hain kahveci teyzeeee….
        Bu kahveci teyzeler biter mi???? Bitmezzzzz... Evliliğinizin daha ertesi günü sizi bulur ve o kahveyi size bir kez daha içirir....
“Eeeee çocuk ne zaman???”
Önce gözleriniz büyür...Ama ağzınızda büyüyenler bir zahmet içinizde kalsın....Aman diyeyim! taktılar mı aşamalar uzar, siz hırpalanırsınız...
BİZ BUNA AŞAMA-2 DİYORUZ. ...
Çocuk Ne Zaman Aşaması.... 
       Çocuk ne zaman aşaması planlı ve programlı ilerler ..Teyzem kendinden emindir… Çocuk yapma konusundaki anlatacakları sanki doktorasını almış da duvara asmış edasıyla mide bulandıracak kadar detaylı ve nettir…Siz o arada farkında olmadan olayın taaa içine sürüklenir, ödevinizi ezberler veeeee kocacığınızıııınn  yakasına yapışırsınız…Kahveyi ocağa koyar, yanına  da lokum niyetine tatlı diliniz… Kendinizi eller yakaya yapışmış “bizim nedeeen çocuğumuz yok, ben çocuk istiyorum, yoksa bizim çocuğumuz olmuyor muuuu???” derken bulursunuz ki daha evleneli iki gün olmuştur…
               İlk çocuğunuzu daha yeni doğurursunuz ki  kapı çalar...Karşınızda bilin bakalım kim???? 
Tabi ki kahveci teyze...
“Hem çocuğunuzu görelim, hem de bir acı kahvenizi içelim dedik...”
Dedikleri an 3.aşamaya girmişsiniz demektir....Topuklayın derim ama siz daha ağzınızı açmadan içeriye girilmiştir...
3.AŞAMA : “ÇOCUĞUM ARAYI ÇOK AÇMA, İKİNCİYİ YAP” AŞAMASIDIR...
       Artık kararlar sizin yerinize kahve masasında verilmiş, anlaşılmış ve onaylanmıştır...Sırf  kahveci teyzem istedi diye, altını çizerek belirtirim ki, kahveci teyzem istedi diye,  ikinci çocuk da yapılmıştır....Siz ikinci çocuğu yaptığınız gibi kapıya koşarsınız, “teyzemm, bir kahve içelim aşama dört ne ola ki ben bir öğreneyim dedimmm” derken…Teyzem durur mu teyzem yoook!!!… Teyzem, amacına ulaşmış, ohhh rahatına kavuşmuş, sizi biri kundakta iki çocuk ve hayat kavgasıyla söylemesi ayıptır sap gibi ortada bırakmış ve pufff uçmuştur…Taa ki kahveci teyzem oğlunuz üniversite sınavlarına hazırlanana kadar ortada görünmez …Çocuk sınavı kazanır, işi sorulur…İş sahibi olur , ne zaman evlenecek bu oğlan, “karta kaçtı” olur…Evlenir, ne zaman çocuk sahibi olacak, “çocuğu babasına dede mi diyecek” olur… olur… olur….
                   Kahveci teyzeciğim, size ne kızıyorum ne de kıskanıyorum, benim yazdıklarım sadece latife efenim...Türk kadınının genetiği bu , ne yapalım! böyle kodlanmışııız, böyle giderrrr....
Bunu, geçen sene arkadaşımla plajda güneşlenirken oyun oynayan çocukların topu bize yanlışlıkla çarptığında, topu elime alıp “patlatırım topunuzu, başka yerde oynayın” derken kendimi buldųğumda şüphelendim; en son gelen misafirime, “vallaaaahi meyvenizi yedirmeden göndermem” dediğimde pekiştirdim.....
Dediğim gibi genetik bozuk, her ölümlü kadın bir gün o kahveyi içecek ve dönülmez o yola girecek… cek… cek… cek….
           “Bu konu taaa buralara kadar nasıl geldi” diyecek olursanız, içim dolmuşşş!!!..Arkadaşımla buluştuk  parkta ,çocuklarımız oynarken konu konuyu açtı…Arkadaşım  “kahveci teyze haddini aştı, üçüncü çocuk yok mu??? diye sordu bana” deyince…”NAYIR! NOLAMAZ!!!”  dedim… Tamam, “ülkemizde ne yazık ki genç nesil az” dedim, ama “kadınlar da insan evladı yav tavşan mı” dedim… “Okuma oranı günümüzde ne kadar yüksekse de işsizlik de o denli NALÇAK” dedim…”Bakamayacağını doğurmayacaksın, geleceğini göremediğin, sevgini ve eğitimini tam veremediğin çocuğu dışarı salmayacaksın” dedim… 
             Benim bir evladım var kahveci teyze dedi diye değil…Kendim çoook istedim diye…Bir tane daha olsun isterdim. Hayat, koşuşturma, şartlar, iş, güç derken  olmadı, bundan sonra da yapmaya yaş kalmadı…Ama onun eğitimi, yaşam standardı, vatana millete hayırlı bir evlat olmasıdır tek kavgamız…Maddi ve manevi imkanlarınız el verdiği sürece ister üç doğurun ister beş; yeter ki vatanını bilen, iş güç sahibi olan, dürüst, ayakları üstünde duran evlatlar DOĞURUN ULEENNN!!!…. Ay! pardon gaza geldim,  diyorum, kibarca bitiriyorum… KISACASI
KAHVE BAHANEEE SOHBET ŞAHANEEEE!!!....
                                                                         PASTA TADINDA HAFTALAR DİLERİM….
YORUM EKLE

banner275