banner277
banner264

Uzaylı ben dostum

banner288
Uzaylı ben dostum
banner291

nurettin-gonen‘Uzay 1999’ dizisini ergenlik dönemlerinde izlemiş biri olarak, itiraf etmeliyim ki: Ben Maya’ya âşıktım (Kim âşık değildi ki) Maya, istediği her şeyi taklit edebilen, onun kılığına girebilen bir uzaylı idi… Fakat iyilerin, yani dünyalıların tarafındaydı. (Nasıl dünyalıların yanına geçti anlamış değilim.) Bu diziden sonra buna benzer diziler izledimse de hiç keyif alamadım… Sorun bende mi yoksa Maya’da mı anlayabilmiş değilim…(Beni, mükemmel uzaylıya alıştırdığı için belki de suçlu Maya’dır)

     İşte ben de bugün Maya anısına sizlere şu soruyu soruyorum… Uzaylılar dünyaya gelse ve birden bire karşımıza çıksa ilk tepkimiz ne olurdu hiç düşündünüz mü?

1.Çığlık atarım(Sonradan utanır korkmuyormuş numarası yaparım)

2.Korkudan donup kalırım.(Düşünüyor numarasıyla işi götürürüm)

3.Bayılırım.(Çok yorgunum tripleri yaparım)

4."Vay anasını, adamlar yapmış beaa" derim.(Doğruya doğru)

5.Selam veririm.(Türk’ün misafirperverliğine gölge düşürmem)

6."Hemşerim memleket nere" diye sorarım.(Tırstığımı belli etmem)

7.Kelime-i Şahadet getiririm.(Son anlarımı düşünmekten de geri kalmam)

8.Uzay mekiğine atlar hemen Dünya'dan tüyerim.(Zenginlik hayallerimi başlarım. Uzayda bir işyeri açsam ne kazanırım diye merak ederim.)

9.Tokatlarım hemen.(Heyt ben Türküm )

10.Orasını burasını ellerim.(Araştırmacı ruhum devreye girer)

11.Ben körüm, göremem.(Teatral yanımı devreye sokarım)

12. Mahmut sen misin? Oğlum çıkar kostümü, hey Mahmut, Mahmut, Annnnnnneeeeeee…(Arkadaş şakası mı diye düşünür tırsmamaya gayret erdim)

13.Taşlarım.(Korkusuzum ben)

14.Fotoğrafını çekerim…(Görüntüleri satma hayalleri kurarım)

15.Oralarda havalar nasıl diye sorarım.(Geyik muhabbetine girerim)

16.İşi ticarete dökerim… UFO için otopark parası isterim. Vermezse Ufosunu çizerim…(Bizde işler böyle olur diye uyarı yaparım)

17.Saçma sapan sorular sorup ona burasının Türkiye
olduğunu ve dünyadaki diğer yerlerden farklı bir yer olduğunu anlatmaya ve bıktırmaya çalışırım.(Kendini düşünüyorsan ‘Oğlum bak git.’ Ekonomi çok bozuk vallahi uzay aracını satmak zorunda kalırsın. Derim…

18.Bas git ülen zaten bir sürü abaza vardı bir de sen gelme derim…(Mahalle namus bekçiliği yaparım)

     Sevgiyle, hep…

 

                                       GÜNÜN İNSANI

  ‘Hey garson! Bana kalbim kadar yanık bir döner, düşüncelerim kadar karışık bir salata, acılarım kadar koyu bir kahve getir.’ Diyen arkadaşı günün insanı ilan ediyorum…

                                         GÜNÜN SÖZÜ

     İlk görüşte aşkı anlıyorum da, ömür boyu birinin suratına bakan iki kişi arasında ask bir mucizeden başka bir şey değil…

                                                                                                 (Bill Cosby)

                                          GÜNÜN KOMİĞİ

     ‘Aşk, karsındakini bulunmaz Hint kumaşı sanmanla, sersemin teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır.’ Diyen arkadaşı günün komiği ilan ediyorum…

                                       GÜNÜN GERÇEĞİ

Cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz… İŞSİZLER CENNETİ.

                                         GÜNÜN SORUSU

             Politikacılar uyuyamayınca vatandaş mı sayıyorlardır?

                                         

 

                                  GÜNÜN DİZESİ

                     Bana aktarılan doğruysa, tek işleri ellerinde

                     birer gümüş kâse, nisan yağmuru biriktirmekmiş.

                     Her yıl uğrarmış padişah, bir yudum içermiş

                     kâselerinden, hepsine bir kese altın dağıtılsın,

                     buyururmuş. İşte arz işte talep, diye düşünüyorum,

                     kâsemde toplananlara bakıp: İşte ars, işimde sultanım.

                                                                             (Enis Batur)

 

                                            BEYIN TIKACI
      Arkansas'a akrabalarını ziyarete giden Linda, alışveriş için bir süpermarkete gider. Arabasını park ederken yanındaki park etmiş arabanın sürücü mahalinde oturan kadın dikkatini çeker. Kadın ellerini başının arkasına kavuşturmuş, gözleri kapalı, kıpırdamadan durmaktadır. Linda, kadının durumunda bir tuhaflık sezer, ancak müdahale etmez. Alışverişini tamamlayıp, arabasına döndüğünde kadını hala aynı pozisyonda görünce dayanamayıp arabanın camına vurur: "İyi misiniz?".
         Kadın cevap verir: "Başımdan vuruldum. Beynim dışarı akmasın diye tutuyorum". Bu cevap üzerine telaşlanan Linda, süpermarket yetkililerinden yardım ister. Ambulans çağrılır. Otomobilinin kapı kilidi kırılarak açılır ve kadın dışarı çıkartılır. Ancak büyük bir şaşkınlıkla kadının başının arkasında bir parça ekmek hamurunu sıkıca bastırarak tuttuğu görülür. Sonunda olay anlaşılır.

        Kadın, marketten satın aldığı mayalı ekmek hamurunun poşeti, otomobilin içindeki sıcak havanın etkisiyle, tabanca sesine benzer bir sesle patlamış; hamur parçaları büyük bir hızla çevreye saçılmıştır. Duyduğu sesi tabanca sesi, başının arkasına yapışan hamuru kurşun deliğinden dışarı sızan beyni sanan kadın, Linda'nin gelişiyle sanal kâbustan kurtulur.

         Bugün sizlere ikinci bir hikâye daha anlatmak istiyorum… Akşam yemeğine arkadaşlarını çağıran Kay, yemekten önce küçük bir aperatif(ön içki) hazırlarken bir tavuğun acı acı bağırdığını duyar. Sesin nereden geldiğini merak eden Kay bahçeye çıkar. Bahçede bir şey göremez. Ancak ses daha yakınlardan, hatta mutfaktan gelmektedir. Giderek yükselen sesin kaynağını keşfettiği zaman tüyleri diken diken olur. Kızarması için fırına yerleştirdiği tavuktan çığlık çığlığa sesler gelmektedir. "O anda elim ayağım boşandı. Tavuğu canlı canlı pişiriyorum sandım. Korkudan az daha ölüyordum." diyor… Tavuğun çığlıkları Kay’ınkiler ile birleşince konuklar mutfağa üşüşür ve çığlıkların nedeni ortaya çıkar. Tavuğu fırından çıkartan konuklar, hayvan soğudukça seslerin kesildiğini fark ederler.

Yeni Zelanda da tavuk çiftliklerinde hayvanlar, bizde olduğu gibi boynu kesilerek öldürülmez. Kay’ın akşam yemeği için hazırladığı tavuğun ses telleri kesilmediği için tavuğun karnında biriken buhar, hayvanın boğazından geçerken büyük bir basınçla ses tellerini harekete geçirmiştir.

      Bu olaydan sonra, tahmin edebileceğiniz gibi, Kay bir daha evinde tavuk pişirmez…

      Sevgiyle, hep…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner274