banner277
banner264

Analarımıza dokunmayın

banner288
Analarımıza dokunmayın
banner291

Nurettin Gönen       Günlerdir bir kürtajdır gidiyor. Yasaklanmalı mı? Yasaklanmamalı mı? Tartışmaları sürüp giderken buraya nasıl gelindi hala anlayabilmiş değilim. Daha birkaç gün önce Sezaryen çok yapılıyor, normal doğum yapılmalı diye tartışılırken birden bire kürtaj meselesine gelindi. Amaç gündem değiştirmek mi yoksa gündüm yaratmak mı o da tartışılır.

        Kürtaj, zaten 12 hafta sonrasında, anneyi tehlikeye soktuğu için yapılmıyor. Her önüne gelen de kürtaj yaptırmıyor. ‘Canım çekti bir kürtaj yaptıralım.’ Diyen de olmadığına göre bu işi büyütüp ortalığı germenin anlamı yok aslında.

        Kürtaj, bir zorunluluktur. İnançları gereği zaten gerekmedikçe bu işe kalkışmayan bir halkız biz…

         Nedir bu gereklilikler? Annenin sağlığını tehlikeye sokan durumlar.(yaş, kilo veya başka bir özel durum) Bebeğin sağlığında bir sorun olduğu durumlar…

        Bir de çok acıdır ama tecavüz sonrasında hamile kalan kadınlarımız var ve bunların kürtajları da bir gerekliliktir. ‘Doğurun devlet bakar.’ Demek kadına yapılan çok büyük bir hakarettir. Düşünsenize, kadın zaten o tecavüzün travmasını(sarsıntı) bir ömür boyu üzerinde taşıyacak. Bir de o tecavüz çocuğunu doğuracak. O çocuğa her baktığında bu iğrençliği yapan kişiyi ve o günü hatırlamayacak mı? Bir de bu tecavüzleri yakın akrabalar veya aile içinden kişiler de yapıyor en rezilce. Bu durumda neler geçecek annenin içinden acaba hiç düşündünüz mü?

       ‘Devlet bakar doğursun… Kürtaj yapacağına anne kendini öldürsün.’ Demekle bir çözüm üretilmiyor ne yazık ki. Böyle söylemler çözümsüzlük demektir. Böyle bir karar almaya çalışan kabine üyelerine tek diyeceğim şudur. İğneyi de çuvaldızı da kendinize batırın. Analarımıza dokunmayın…

         Sevgiyle, hep…

 

                                            GÜNÜN İNSANI

    ‘Fabrikadan halka satış vardı. Bir sürü halkam oldu.’ Diyen girişimci arkadaşı günün insanı ilan ediyorum…

                                                GÜNÜN GERÇEĞİ

                        Umut, iyi bir kahvaltı, kötü bir akşam yemeğidir…

                                                  GÜNÜN KOMİĞİ

     ‘Spor dostluk ve kardeşliktir... Bunu anlamayana basacaksın sopayı...’ Diyen arkadaşı günün komiği ilan ediyorum…

                                                 GÜNÜN SORUSU

                          Aşk, kulübeyi altından bir saraya çevirebilir mi?

                                                   GÜNÜN SÖZÜ

      Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yalnız kalırlar...

                                                                                                          (Newton)

                                             GÜNÜN DİZESİ

                                    Annelerin ninnilerinden 
                                    spikerin okuduğu habere kadar, 
                                    yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, 
                                    anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, 
                                    anlamak gideni ve gelmekte olanı.

                                                                          (Nazım Hikmet)

                                        BİR BAŞARI HİKÂYESİ     

       Bugün sizlere, bir başarı öyküsünü anlatmak istiyorum. Yaşam, yılmayanlarla, şansını iyi kullananlarla dolu… İstersek hepimiz onlardan biri olabiliriz…    

        Microsoft şirketinde temizlikçi olarak işe kabul edilen bir kişiye şirket yetkilisi, giriş işlemleri için birkaç belge getirmesi gerektiğini söyledi. 
     -Bana e-posta adresinizi veriniz ki dedi. "Ben de size, getirmeniz gereken belgelerin listesini göndereyim." 
      Temizlikçi adayı, boynunu büktü: 
     -Benim e-posta adresim yok, efendim. Dedi. Çünkü henüz bir bilgisayarım bile yok. 
      Microsoft yetkilisi bu yanıttan hiç memnun kalmadı. 
      -Bir e-posta adresiniz olmadığına göre, ben de sizi, yaşayan bir kişi olarak kabul edemeyeceğim. Dedi. Bu durumda sizi işe almamız söz konusu olamaz. 
       Bir iş bulma sevincini bir anda yitiren adam, tüm serveti olan cebindeki on dolarıyla ne yapacağını kara kara düşünerek Microsoft binasından ayrıldı ve... Gitti, on dolarlık domates satın aldı, sonra da kapı kapı dolaşarak bunları satmaya başladı. Akşam olduğunda serveti bir kat artmış, cebindeki on doları, yirmi dolara çıkmıştı. Adam, bu işi üç gün üst üste yaptıktan sonra, servetini 160 dolara çıkardığını görünce, bundan böyle geçimini domates alım satım işinden sağlamaya karar verdi.

        Her sabah evden biraz daha erken çıkıyor, eve biraz daha geç dönüyor ve parasını ise her gün bir kat daha artırıyordu... Kısa bir süre sonra işini daha da büyüttü. Önce bir el arabası, daha sonra ise bir kamyon satın aldı. Aradan beş yıl geçtikten sonra öykümüzün kahramanı kişi, Amerika'nın en büyük gıda dağıtımcısı olmuştu. Şimdi sıra, milyonlarca doları bulan serveti yanı sıra, tüm aile bireyleri ve kendinin sağlığını koruyabileceği bir sigorta yaptırmaya gelmişti. Sigorta poliçesini hazırlayan acente görevlisi, gerekli kâğıtların doldurulmasından sonra ondan, e-posta adresini istedi: 
     -Bize e-posta adresinizi bırakınız ki, hazırlayacağımız ödeme çizelgesini size hemen gönderebilelim. Dedi. 
      Adam, büyük bir içtenlikle, büyük bir eksiğini açıkladı: 
      -Fakat benim e-posta adresim yok ki... 
       Sigortacı, gözlüğünü indirdi ve adamın yüzüne şaşkınlık ve hayranlıkla karışık bir ifadeyle baktı: "Çok tuhaf, e-posta adresiniz olmadan bir imparatorluk kurmuşsunuz" dedi ve kafasında biçimlenen soruyu açık açık sordu: "Ya bir de e-posta adresiniz olsaydı" dedi. "Kim bilir o zaman ne olurdunuz?" 
        Adam, buruk bir gülümsemeyle yanıt verdi: 
       "Ne olurdum, çok iyi biliyorum" dedi. "Microsoft şirketinde temizlikçi... 

        Sevgiyle, hep…                  

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner276