banner277
banner264

Kuvayi Milliye: “Burası demokratik hukuk devleti”

Kuvayi Milliye Eğitim Sendikası İzmir Bölge Başkanı Resül Kara, yaptığı yazılı açıklamada Tire Kaymakamı Mehmet Usta’ya seslendi.

Kuvayi Milliye: “Burası demokratik hukuk devleti”

Kuvayi Milliye Eğitim Sendikası İzmir Bölge Başkanı Resül Kara, yaptığı yazılı açıklamada Tire Kaymakamı Mehmet Usta’ya seslendi.

 

Kuvayi Milliye Eğitim Sendikası’ndan yapılan yazılı basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı;

        “Değerli Kamuoyu; Tire Kaymakamı Sayın Mehmet Usta’ya hitaben göreve başladığı ilk dönemde yazmış olduğum “Kaymakam Bey’e Açık Mektup” başlıklı açıklamamızı okumuşsunuzdur. Bu mektupta ilçemizde o günkü sıkıntılardan bahsetmiş ve kendilerini göreve davet etmiştik. Ancak bu mektup’tan sonra Kaymakam Bey beni makamına davet etti. Bizde Makama olan saygımızdan dolayı davete icabet ettik. Konuları bir bir masaya yatırdık Hatırlarsınız o Dönemde Ortaöğretim öğrencileri Zorunlu Eğitim 12 yıla çıkmasına rağmen taşınamıyordu, bu konu hakkında Kaymakam Bey benim işim değil, Milli Eğitimin işi demişti. İlçemizdeki sokakların, yolların hali hepimizce malum bunun içinde Kaymakam Bey Belediye’nin işi demişti. O dönemde ilk toplantı Duatepe Mahallesinde bir kahvehanede yapılmıştı bunu da eleştirerek toplantı saatlerinin ve mekânlarını eleştirmiştim, Toplantıda sıkıntıları dile getirecek olan vatandaşın o saatlerde işte olduğunu ve kahvehanelerin bayanların girebileceği mekânlar olmadığından yakınmış ve O civarda Verem Hastalığına duçar olmuş bir vatandaşın durumunu kendilerine aktarmıştık, bu konudan haberi olmadığını ancak bunun da Sağlık Grup Başkanlığının işi olduğunu bize beyan etmesi üzerine biz de kendilerine “Tire Kaymakamı demek Tire’nin babası demektir, Bu konularda siz bir şey yapmazsanız kimse bir şey yapamaz demiştik.” Kendileri de bize “Kahvehaneden biri şu sözü sarf etse normal karşılarım ama sizin bu sözü sarf etmeniz abes oldu” mealinde bir ifade kullandı. Aslında bizim orada kendisine “yürütmenin başı sizsiniz dolayısıyla aksaklıkların da sorumluluğu sizde” demek istediğimizi anlamasını istedik. Bu konuyu kamuoyunun bilmesi açısından paylaşma ihtiyacı hissettik umarım alınan kırılan olmaz.

        Uzun zamandır İlçemizde basın çevresi tarafından yakinen takip edilen ve değerlendirmesi yapılan bir olayın altında yine tek başına Tire Kaymakamı Mehmet USTA’ nın imzası var. Yaptığımız tüm değerlendirmeler neticesinde varmış olduğumuz kanaat şudur. Tire Kaymakamı Mehmet USTA İlçemizde ifade özgürlüğüne yönelik operasyon yapma girişiminde bulunmuştur. Nasıl mı? Önce İlçemizdeki resmi veya yarı resmi tüm kurumlara birer yazı göndererek Bünyelerinde çalışan memurların gazetelere yazı yazıp yazmadıklarını sordu tabi kurumlar yazan varsa izinleriyle veya gerekçeleriyle isimleri verdi ancak bu gerekçeli yazılar beğenilmedi gerekçeler çıkartılarak sadece fişlemeye yönelik isimler verildi. Daha sonra basın kuruluşlarından yazı yazan aynı zamanda memurluk sıfatı taşıyan kişilerin gerekçeleri dikkate alınmadan isimleri ve birer yazı örnekleri istendi. Henüz sonuç yok bizde beklemekteyiz sonuçtan ne çıkacak diye ama sadece bu bile gerek basın organlarının üzerinde gerekse gerekçeli olarak yazı yazan yazarların üzerinde baskı oluşturmuştur.

        23/01/2014 Tarihinde Halk Eğitim Müdürlüğümüzün “İlçe Halk Eğitimi Planlama ve İşbirliği Komisyonu toplantısına ilgili yönetmelik hükümleri gereği biz Sendika Başkanları’ da davet edildik. Tabi bize gelen yazıda toplantıya Kaymakamın Başkanlık edeceği belirtilmediği gibi, kılık kıyafet yönetmeliği hükümlerine ilişkin olarak da herhangi bir not yoktu. Ben izinli olmama rağmen iznimi yarıda keserek planlarıma bu toplantıyı da sıkıştırdım ve toplantıya davet edildiğimiz saatte katıldım. Kaymakam Bey toplantıya zamanında teşrif etmeyerek bizleri beklettiği yetmiyormuş gibi galiba kendilerini Sendikaların da amiri zannetmiş olmalı ki toplantıya katılanların arasında benimle birlikte bir arkadaşımda kravatsız katılmıştık. Kendisi bizim devlet memuru olup olmadığımızı sordu bende “Ben buraya memurlara temsilen değil Sendikama temsilen geldim” yanıtını verdim ve aldığım yanıt “olsun kravatınızı takın öyle gelin” oldu. Ben de bizi beklememelerini. Bu saatten sonra bu ve benzeri toplantılarına katılmayacağımızı söyleyerek toplantıyı terk ettim. Terk ediş sebebimiz orada bulunan diğer katılımcı arkadaşların huzurunu kaçırmamak, güzide bir kurumumuzun faaliyet toplantısını germemek içindi. Yoksa Kaymakam Bey öyle istedi diye o toplantıyı terk etmeyeceğimizi tüm Tire bilir. Ayrıca Tire Kamuoyu bir şeye daha net bilir ki türbanla başlayan, kravat takmama, sakal bırakmayla devam eden sendikal eylemleri yazılı basında bir sendikacı olarak bir tek ben eleştirmiştim. Ama bu tür yaklaşımla karşılaşınca yanlış yaptığımı inanmaya başladım. Bu güne kadar görevim başında kravatımı çıkartmamıştım ancak sendikamın yetkili organlarıyla en kısa zamanda görüşerek “Sendikamca kravat takmama eylem kararı” alarak bu eylemlere sendikal anlamda destek vermeyi düşünüyorum.

        Şimdi bu olayları teker teker yasal boyutuyla değerlendirecek olursak; Sendikalar, demokratik toplumun olmazsa olmaz koşulu olan sivil toplum kuruluşları olup, aynı zamanda muhalefet ve baskı unsurudur. Bu nedenle toplumsal konularda da Kamuoyuna açıklama yapmalarının önüne geçilemez. Sendikalar açıklama yapma yetkilerini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden, onunla bağlantılı İLO sözleşmelerinden, Yasalarımızdan ve Anayasamızdan almaktadırlar. 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ve 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu, 87 Nolu Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin İLO Sözleşmesi 151 Nolu Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması Ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin İlo Sözleşmesi ve 2003/37 ve 2005/14 Sayılı Başbakanlık Genelgesi ile bu ilke sabittir.

2003/37 Sayılı Başbakanlık Genelgesinin 2. Maddesindeki ifade “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 15’inci ve 399 sayılı KHK’nin 17’nci maddesi hükümleri gereği sendika yöneticisi kamu görevlilerinin, kamu görevleri ile ilgili olmayan konularda yapacakları basın açıklamaları ve mesai saatleri dışında sendikal faaliyetlere katılanlar hakkında disiplin soruşturması yapılmayacaktır.

2005/14 Sayılı Başbakanlık Genelgesinin 7.Maddesindeki ifade ise “Sendika ve konfederasyon il ve ilçe temsilcileri ile sendika şubesi, sendika ve konfederasyon yöneticilerinin yürütmekte oldukları sendikal faaliyetler kapsamında, görevleri ile ilgili olmayıp doğrudan yapacakları basın açıklamaları hakkında disiplin soruşturması yapılmayacaktır.” Şeklindedir. Ayrıca Sendikalar önceden izin almaksızın kurulan birer Sivil Toplum Kuruluşudur. Kaymakamların izinlerine tabi olmadığı gibi faaliyet alanlarında ve hareket şekillerinde de kaymakamlar ne sendikaların amiridir ne de yöneten ve izin verenidir. O yüzden bu ülke bir hukuk devletidir ve herkesin hukuksal olarak sınırları ve çizgileri bellidir.

        Okullar açılmış yarı dönemin yarısından fazlasında öğrenci taşınamamış, Sokaklar, yollar yürünecek halde değil, Ülke topyekûn sosyal patlamanın eşiğine gelmiş ama biz toplantılara aman ha kravatsız katılmayalım. Hani Akif’in bir dizesi, Hoca Nasrettin’in bir hikâyesi var ya o hesap.

        Sayın Tire Kaymakamı Mehmet USTA Memuriyetimizden dolayı bizim amirimizdir bu konuda makamından dolayı kendilerine saygı göstermek zorundayız. Ancak İş sendikacılığa döküldü mü bizim sendikamızı yönetmek için, sendikal faaliyetlerimize sevk ve idare etmek için kendilerinden herhangi bir izne ihtiyacımız olmadığı gibi bilmelerini isterim ki kuruluş gayemize ve yasal dayanağımıza uygun olarak kendileri için de bir baskı unsuruyuzdur.”

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2015, 04:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner276