banner277
banner264

Ayvalı: “Milli Hassasiyet Ne Zamandır Ahlak Dışı Oldu”

Geçtiğimiz günlerde Kurtuluş Selâsı hakkında yayınlamış olduğu köşe yazısında ele aldığı konuları, Tire eski kaymakamı Hasan Tanrıseven’in verdiği yanıtta “ahlâk dışı” olarak değerlendirmesi hakkında konuşan Tire Kültür Derneği başkanı Seyfullah Ayvalı, “Ahlak toplumsal bir olgudur. Yani milli bir davranış biçimidir. Milli bir konuda, milli olmayan bir olayı ve eylemi eleştirmek, hassasiyet göstermek ne zamandan beridir ahlak dışı sayılmaktadır.”dedi.

Ayvalı: “Milli Hassasiyet Ne Zamandır Ahlak Dışı Oldu”

Kaymakam Tanrıseven’in “yazdıklarınızın tamamı gerçekdışıdır” ifadesini anlayamadığını ifade eden Seyfullah Ayvalı, sözkonusu yazıda ele aldığı konuların gerçekdışı olmadığını, geçmiş yıllarda okunan Kurtuluş Selâ’sının, bu yıl Tire Belediyesi tarafından yeniden talep edildiği halde, son 4 Eylül Etkinliklerinde okunmayışı ya da okunamayışından rahatlıkla anlaşıldığını söyleyerek; “ Bu duruma sebep olan süreç de, ilgili yönetmelik gereği bizzat sayın kaymakamın başkanlık yaptığı 4 Eylül Tire Kurtuluş Etkinlikleri programının değerlendirme toplantısında başlamıştır. Bu konuda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Çünkü o toplantıda, programdaki her bir ayrıntıyı yönetmeliğe ya da bir üst makama sorulması yönünde bir tasarrufu olmadığı halde, sayın kaymakamın Kurtuluş Selâsı okunması görüşünü garip bir şekilde 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü ile ilişkilendirerek, olumlu yönde karara bağlanmasına vesile olmadığı için ortaya çıkan sonuç, iyi niyetli bir talebin siyasi konjoktüre kurban edilmesinin ana nedeni olmuştur. İlgili yazımda bunun yanlış bir yaklaşım olduğunu gerekçeleri ile anlatmıştım.”dedi.

DEVLET TECRUBENİZDEN İRADE BEKLEMEK HEPİMİZİN HAKKIDIR.

Öte yandan Kaymakam Tanrıseven’in “camilerde olağan durumlar dışında Selâ okunması” konusunun Diyanet İşleri başkanlığı tarafından düzenlendiği konusundaki görüşünün, bu konuyu yeterince açıkladığını düşünmediğini anlatan Ayvalı, “Zira Camilerde Ezan, Selâ, Mevlid ve benzeri dini metinlerin okunması yönünde bir yönetmelik varsa bile bu asla yeni bir şey değildir. Söz konusu yönetmelik bundan 10 yıl önce de ana hatlarıyla aynen vardı. Halen uygulanmaya devam etmektedir. Bu durumda akla şu soru gelmektedir. 10 yıl önce 4 Eylül etkinliklerinde okunan Kurtuluş Selâ’sı bu yıl hangi yönetmelik değişikliği ile okunamamıştır?  Bildiğim kadarıyla Selâ okunması konusunu ilgilendiren ve yakın geçmişte yayınlanan tek yönetmelik, her 15 Temmuz’da ülkemizin tüm camilerinde Selâ okunması yönündeki yönetmeliktir. Selâ konusunda okunması ya da okunmaması yönünde önceki uygulamalara aykırı başka hiçbir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle iken, söz konusu toplantıda hangi düşünceler, kaygılar, dengeler ve yaklaşımlarla Kurtuluş Selâsı okunması teklifi, olumlu yönde karara bağlanamamış ya da geçmiş uygulamalar ortada iken, hangi gerekçeyle bir üst makama sorulması görüşü ağır basmıştır ? O toplantıda siz ya da Müftü vekilimizin vakıf olduğu devlet tecrübesinden, böylesine basit bir uygulamayı sürdürmeyi ve olumlu karar almayı beklemenin neresi yanlıştır ?” şeklinde konuştu.

Sayın kaymakamı bu konuda anlayışla karşılamak istediğini sözlerine ekleyen Seyfullah Ayvalı, “Aslında sayın kaymakamı anlayışla karşılamak istiyorum. Çünkü şehrimizin takımı diye diye kendisinin de tribünlerde olmayı ihmal etmediği ve şimdi trilyonlarca liraya şahsi bir mal gibi Buca’ya satılan Tire1922 futbol takımının iş ve işlemlerinden fırsat kalmadığı için 4. Kurtuluş Etkinlikleri Tayfur Çiçek dönemini kapsayan yıllar boyunca olması gerektiği gibi kutlanmıyordu. Dolayısıyla Sıtkı İçelli döneminde etkinlikler kapsamında Kurtuluş Selâ’sının okunduğunu bilemeyebilir. Ama keşke bir üst makama görüş sorulması yerine bu tür ayrıntılar nasıl yapılıyordu diye herhangi bir Tireliye sorsaydı.”dedi.

YAZIŞMAYA NEDEN GEREK DUYULDU HÂLÂ ANLAYABİLMİŞ DEĞİLİM

“Sizin Tire’deki görev sürenizin 22 Ağustos’ta bittiğini bilerek söylüyorum ki, 16 Ağustos’taki toplantı tarihinde halen görevinizin başında olduğunuzu ve 16 Ağustos ile 22 Ağustos tarihleri arasında, Selâ konusunun bir üst makama sorulması gibi ucube bir karara nasıl ortak olduğunuzu ve müdahale etmediğinizi yeniden sormak istiyorum” şeklinde açıklamalarını sürdüren Ayvalı,

“Eğer sayın kaymakam beyin ifade ettiği gibi, konu gerçekten bilgisi dışında geliştiyse, nasıl oluyor da memuru konumundaki Tire Müftü Vekili, kendisinin bilgisi dışında idari silsileyi atlayarak bir üst makama görüş sorabiliyor? Ayrıca konunun  nesinin sorulmak ve görüş alınmak ihtiyacı hissedildiğini halen anlayabilmiş değilim. Ayrıca, Tire Belediyesi’nin talebinin bizzat kaymakam beyin  başkanlık yaptığı toplantıda tartışma konusu yapılması ve 16 Ağustos ile 22 Ağustos tarihleri arasında bu konuda gereksiz sayabileceğim yazışmaların yapılması yine kaymakam beyin görev süresini  kapsamaktadır. Valiliğe sorulan görüşün yanıtının, görev süresinin bitmesinden sonra gelmiş olması, kaymakam beyi ve müftü vekilimizi yeterince ilgisiz kılmamaktadır. Öte yandan Valilik makamı ilgili konudaki olumsuz görüşünü bir yazı ile bildirildiyse, neden bu yazının ilgisi, talep sahibi olan Tire Belediyesine iletilmemiştir? Sözlü talimatlar, bu konuda bir yönetmelik varsa uygulanması için yeterli midir? Ve en önemlisi, Valiliğe sorulan görüşün sözlü yanıtı, neden mevcut Tire Kaymakamımız göreve başlar başlamaz bir üst makama sorma gereği duymadan,  Selâ okunması konusunda olumlu karar aldıktan sonra gelmiştir? Bunları da gözardı etmemek gerekir.”dedi.

KONUYU DAHA FAZLA UZATMAK İSTEMİYORUM

“Çok büyütmek ve uzatmak istemediğim ve arka planındaki nedenler hakkında daha fazla görüş beyan etmek istemediğim bu konu için, “Sayın Tanrıseven’in, Kurtuluş Selâsının okunamayışının sebeplerini ve bu duruma sebep olan süreci eleştirilerimi yazdığım yazım hakkında “senaryo” ifadesini kullanmış olmasını garipsediğimi  ifade etmek isterim.” diyerek açıklamalarını sürdüren Ayvalı,  “Gazetecilik mesleğim gereği eğer bir haber yapacak olsaydım elbette ki, konunun muhataplarından bilgi alırdım. Ancak sayın kaymakam beyin de yoğun olarak ilgilendiğini bildiğimiz gazetecilik mesleği bakımından haber ve köşe yazısının farklı şeyler olduğunu biliyor olması gerekir. Kısacası köşe yazarlarının elde ettiği bilgilerini, görüşlerini ve eleştirilerini ele aldığı bir yazı yazması için muhataplarına sormak gibi bir gereklilik bulunmadığını benden daha iyi bildiğine eminim.”dedi.   

Sonuç olarak, eski Tire kaymakamı sayın Hasan Tanrıseven’in Tire’deki görevinden ayrıldıktan sonra Kurtuluş Selâsı konusunda herhangi bir talimat vermediğini ifade etmesinin,  söz konusu yazısında geçen eleştirilerinin bir yanıtı olmadığını söyleyen Ayvalı, “Ancak görülüyor ki, sayın kaymakamımız, yeni görevine başladığı halde Tire’deki gündemle basın üzerinden ilişkisini sürdürmektedir. Ancak herkes şunu açıklıkla bilmelidir ki, sayın kaymakamın 3 Yıl boyunca Tire’de görev yapmış olması, icraatları ve yönetim anlayışından dolayı Tireliler tarafından çok sevilmesi ya da sevilmemesi eleştiriden muaf olduğu anlamına gelmemektedir. Bu bağlamda daha önceki uygulamalar hakkında hiçbir yönetmelik değişikliği söz konusu değilken, yönetmeliklere uygun idare anlayışını öne sürerek, basit bir konuda iradesini ortaya koyamamış olması,  hatta 4 Eylül Kurutuluş etkinlikleri kapsamında Kurtuluş Selâsı okunması konusunda kendisinden beklenen gayreti göstermeyişi, Camilerde etkinlikler kapsamında mevlid okutulmasına yönelik hiçbir itirazı yokken, kendince 15  Temmuz ile ilişkilendirdiği Kurtuluş Selâsını, Müftülük makamı ile birlikte görüş almaya muhtaç bir talep olarak bakması elbette ki, eleştirilecek bir konudur. Bu eleştiriyi “ahlak dışı” olarak tanımlamak ise, İstiklal ve Hürriyetimizi temsil etmek amacıyla ilk kez 1922 yılında Tire Kuvayi Milliyesinin aydın din adamı müftü Sunullah Efendi tarafından okunan ve daha sonraki kurtuluş etkinliklerinde yıllarca tekrarlanan Kurtuluş Selâsı okunması konusunda, kasıtlı değilse bile hâlâ yanlış ve şaşı bir kanaate sahip olduğunu açıkça göstermektedir” şeklinde konuştu.

Güncelleme Tarihi: 09 Eylül 2019, 16:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner275