banner277
banner264

“Doğu Türkistan Yalnız Değildir!”

Doğu Türkistan’da Türklere yapılan zulme sessiz kalmayan Teira Riders Motosiklet Grubu ve Hira Derneği ortak bir eylem yaptılar. Motorsikletçilerin Doğu Türkistan Bayrağı ile kortej yaptığı eylemde Hira Derneği tarafından basın açıklaması ve dua okunarak, iftar için simit ve su dağıtıldı.

banner288
“Doğu Türkistan Yalnız Değildir!”

 Doğu Türkistan’da Türklere yapılan zulme sessiz kalmayan Teira Riders Motosiklet Grubu ve Hira Derneği ortak bir eylem yaptılar. Motorsikletçilerin Doğu Türkistan Bayrağı ile kortej yaptığı eylemde Hira Derneği tarafından basın açıklaması ve dua okunarak, iftar için simit ve su dağıtıldı. 


Ergün ÇELİK


HABER VİDEOSU EN ALT KISIMDA

Tire’de motorsiklet tutukunlarının bir araya gelerek oluşturdukları Teira Riders Motorsiklet Grubu, öncelikle genç motorsiklet sürücülerine güvenli sürüşü benimsetmeyi amaç edinmekle birlikte bu gibi toplumsal konularda da sorumluluk alarak farkındalık yaratıyorlar. Hira İlim Kültür Eğitim ve Medeniyet Derneği (HİKEM-DER) ile Teira Riders’ın ortak olarak düzenledikleri eylemde yaklaşık 30 motosiklet, Doğu Türkistan bayraklarıyla Tire caddelerinde kortej halinde gezdi. 
Birçok vatandaş tarafından alkışlarla takdir edilen kortej, Tire Kent Müzesi önünde bulunan Hira Derneği üyeleriyle buluştu. Buradada basın açıklaması okunda, Doğu Türkistan’daki Türkler ve tüm dünyada yaşayan müslümanlar için dualar edildi. İftar vaktinde ise simit ve su dağıtılarak dualarla oruçlar açıldı. 

AMACIMIZ TİRE’DE FARKINDALIK YARATMAK
Teira Riders Motorsiklet Grubu Basın Sözcüsü Ercan Çelik, “Öncelikli amacımız Tire’deki motorsiklet sevdalılarını bir çatı altında toplayarak, eğitimli ve güvenli motorsiklet sürücüleri yetiştirmek. Aynı zamanda yeni yetişmekte olan motorsiklet sürücülerini de güvenli sürüşe teşvik etmektir. Bunların dışında bu gibi toplumsal olaylarda da her sivil toplum örgütünün yapması gerektiği gibi tepkimizi ortaya koyuyoruz. Doğu Türkistan’daki soydaşlarımıza yardımımız ulaşmasa bile bizler safımızı belli edip, bu zulme sessiz kalmayacağımızı gösterdik.” Dedi. 



 DOĞU TÜRKİSTAN’DA ORUÇ YASAK
Tire Kent Müzesi önünde bir araya gelen kalabalık grup Hira Derneği tarafından hazırlanan basın açıklamasına katıldı. Basın Açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Bizler bugün Çin hükümetinin onlarca yıldır Doğu Türkistan’ın kadim Türk şehirlerinde Müslüman kardeşlerimize uyguladıkları bitmek tükenmek bilmeyen katliam ve zorbalıklara, sistematik soykırımlarına “Dur!” diyebilmek için buradayız.
5 Temmuz 2009’daki Urumçi katliamının yıldönümü yaklaşırken, 26 Haziran 2013 tarihinde Doğu Türkistan’ın kadim şehri Turfan’da gerçekleştirdiği katliama ve sürekli devam eden zulümlerine karşı tepkimizi göstermek için buradayız.
Yeryüzünün neresinde olursa olsun aşağılanan, hor ve hakir görülen, türlü eziyetlerle inançlarına darbe vurulan Müslüman kardeşlerimiz için de buradayız.
“Biz ne yapabiliriz ki” deyip sessiz kalanlardan olmamak, şahitliğimizi haykırmak; kör, sağır ve dilsizlerden olmamak için buradayız.

           Çin tahakkümü altında yaşayan Doğu Türkistan halkı rahmet ayı olan Ramazan-ı Şerif’te dahi, sözüm ona hür Dünyanın gözü önünde acımasız bir zulümle karşı karşıya. Kişi hak ve özgürlüğünün en temel esaslarından biri olan inanç ve ibadet hürriyetine engel olunmalarının ötesinde, kardeşlerimiz bu bahaneyle en ağır ve tahammülsüz zulümlere maruz bırakılıyorlar. Tüm kamu görevlilerine orucun yasaklanması, Müslümanlara ait lokanta ve kafe gibi özel işletmelerin Ramazan ayı boyunca açık tutulmaya zorlanması,  gençlerin ibadet etmelerinin engellenmesi, oruçlarının zorla bozdurulması gibi yasak zincirleriyle çevrelenmiş durumda Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz.

           Komünist Çin rejimi, Uluslararası toplumun olanca duyarsızlığından aldığı cesaretle çeşitli vesilelerle zalimane uygulamalara gitmekte ve kendi değer sistemini, Müslüman nüfus üzerinde zorla dikte etmekte ve Doğu Türkistan halkını en doğal hakları olan inanç hürriyetinden mahrum bırakmakta, polis güçleri en basit direnme karşısında çekinmeden seri cinayetler işlemektedir.

Evet, Türkistan’da oruç tutmak da yasak. Başörtülü kadınlar taciz ediliyor, keyfi bir şekilde gözaltına alınıyor. Kur’an eğitimi engelleniyor, 500 bin civarında çocuk zorla ideolojik eğitimlere tabi tutuluyor. Mal varlıklarına keyfi bir şekilde el konuluyor, seyahat özgürlükleri kısıtlanıyor. Çin hükümeti, farklı Türkçe şivelerinde konuşan yerli halkı Çince kullanmaya zorlayarak asimilasyon politikaları uyguluyor.

           “Türkistanlı kadınlar, ‘plan dışında’ hamile kaldıklarında hamileliklerinin son günleri dahi olsa mecburi kürtaja tabi tutuluyor. Nüfus planlaması dışında olan çocukların gizli olarak dünyaya getirilmesi hâlinde ise aileler çok yüksek maddi cezalara maruz kalıyor, doğum yapan kadın veya eşi memur ise bu kişinin görevine son veriliyor. Bu hukuksuzluklara, zulümlere, yasaklara ve baskılara itiraz edenler evlerinden alınıyor, demokratik eylem hakkını kullananlar sokak ortasında öldürülüyor.

            “İşkenceler ve idamlar ise aralıksız sürüyor. Halka önder olabilecek kapasitedeki bazı alimler de zehirlenerek öldürülüyor. Kapalı devre zulümler devam ederken dünyanın sessizliğinden cesaret alan Çin, her güne yeni bir katliam ile başlıyor. Çin’in resmi verilerine göre ramazan başından beri onlarca, insan hakları kuruluşlarına göre yüzlerce Müslüman yaşamını yitirdi, binlercesi cezaevine konuldu. Kahrolsun faşist Çin, kahrolsun bu zulme gözlerini kapatanlar.
 


An itibariyle yardım kuruluşlarının dahi bölgeye girmesi engellenmekte, bölgeden sağlıklı haber alınamamaktadır. Bölgenin Dünya ile bağının kesilerek bu şekilde karantinaya alınması, durumun vahametiyle ilgili endişelerimizi arttırmaktadır. Çin, Doğu Türkistan’da olup bitenleri, gerçek haber ve bilgilerin üstünü zorla örtmektedir. Kendi güdümündeki medyayı müthiş derecede dizginleyerek, kör ve sağır duruma getirmektedir. Gerçekleri ustaca ve sinsice gizlemektedir. Üstelik Çin’in bu sahtekârlığı, dünyanın bütün kodaman devletlerince bilinmektedir.
           “Çin hükümetinin soykırıma dönüşen uygulamaları, her yıl yüzlerce Müslüman’ın hayatını kaybetmesiyle son bulurken, Batı’nın yaptığı şey sadece suskun kalmak ve bu zulme ortak olmaktır. Haksız ve hukuksuz, vahşete varan uygulamalar karşısında suskun kalan Batı’nın ve emperyalizmin de çirkin yüzü tekrar deşifre olmuştur. Bunlar sömürücülerdir, bunlar kan içicilerdir. Bunlar, tüm değerlerimize istisnasız savaş açan kapitalist cinayet şebekeleridir. Yerin dibine batasıca sahte demokrasileri de sözüm ona insan hakları nutukları da onları aklamaya yetmeyecektir. Yok onlara bir çağrımız, yok onlardan bir beklentimiz. Adaletsizlik, hukuksuzluk bunların kanına işlemiş. Onların göstermelik söylemlerine de taşlaşmış vicdanlarına da lanet olsun.  Lanet ediyoruz o çıban başlarına. Allah onları kahretsin, yerle bir etsin.

             Sadece doğu Türkistan değil; Ahlakını, şerefini, namusunu kaybetmiş olan Siyonist ve Kapitalist devletler eliyle Suriye, Irak, Bangladeş, Arakan, Batı Trakya, Çeçenya, Sudan, Somali kan ağlıyor. Mısır kan ağlıyor. Dünyanın sınıfta kalan vicdanı, ah Gazzemiz kan ağlıyor.

Adalet, özgürlük söz konusu olunca vicdanını duvara asanları kınıyoruz. “İslam” söz konusu olunca göremez, duyamaz, konuşamaz olan haysiyetsiz kişi ve kurumları Allah’a havale ediyoruz. Tüm dünya sussa da biz susmayacağız! Yeryüzünde tek başımıza bile kalsak mazlumun ve mağdurun yanında yer almaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Onların haklarını savunmaktan katiyen geri durmayacağız. Biz var oldukça Doğu Türkistan zulmünü, Gazze katliamlarını, Suriye vahşetini, Mısır ve Arakan’da yaşanan hukuksuzlukları, sahiplerinin yüzlerine haykırmaya devam edeceğiz.
Ne güzel demiş Üstad Sezai Karakoç: “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak.. tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki, bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar, vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar, tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.”

          Doğu Türkistan meselesi sadece Uygurların bir sorunu olarak görülmemeli ve vicdan sahibi insanlar bu meseleyi sahiplenmelidirler. Çin hükümetinin zulmü son bulana kadar, vicdanı olan herkesi ayağa kalkmaya davet ediyoruz. Susmamaya davet ediyoruz.
Son olarak şunu hatırlatmak istiyorum: Çin’in de Siyonizm’in de Batı’nın da üstünde bir güç vardır. Hiç süphesiz ki Allah hepsinden yücedir, Allah mazlumlarla beraberdir.
Basın bildirimiz burada nihayete ermiştir. Hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.”








HABER VİDEOSU:



Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2015, 08:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner274