Sene 1995.. Selim ,Tuna ile Dörteylül Okulu’nun bahçesinde oturuyordu.. Az önce çıtlıktan geldiler.. bütün cepleri çıtlık dolu.. Hemen yanlarına gelen Süleyman, İdris ve Hakan çıtlığa salça oldular..

‘’Selim az versene len’’..

‘’Ohooo!! Ganimet bol.. Alın beyler.. Daha çok var zaten.. Yarın Perihan’ın Ovaya gidelim’’

****

‘’Haydi beyler!!’’ diye seslendi Hakan İdris ile Süleyman’a.. ‘’Bu kadar yeter meşe oynayalım’’

Tuna tam da tamam diyecekken bu teklife; Selim, Tuna’ya döndü ve ‘’Hacı bırak meşeyi şimdi.. Biz yeşilliğe gidelim.. Tuğrullara soralım yarın kesin yapıyor muyuz maç’’

Selim ile Tuna yola koyuldu.. Şimdilerde üzerilerinde lüks dairelerin çeyrek milyondan satıldığı arsalar o zaman hep çayır idi çimen idi.. Tam Samim Uzer caddesine gelmişlerdi ki, üzerinden duman çıkan bir araç gördü Tuna..

‘’Oğlum yürü len bi bakalım’’

İki meraklı, tedirgin bir şekilde arabaya yanaştılar.. Selim duman çıkan kaputu açtı.. Tuna ise kapıyı açıp direksiyona geçti..

‘’ Selim!!!   Seliiiiiim!!  Gel buraya ben bu arabanın ne olduğunu biliyorum’’

Selim bir nefeste arabanın içine girdi..

‘’ Anaaaaa ben de biliyorum hacı bu arabayı.. Filmdeki araba değil mi bu? Ya Tuna basma düğmelere şimdi bi sakatlık çıkacak!! ’’

‘’VIIIIIINNNNNNNNNNN!!’’

YIL 2340

Bitirim ikili haklı çıktı.. Bulup bindikleri araba zaman makinesi çıkmıştı.. Hem de o meşhur filmdekinin aynısı.. Neyse uzatmayalım lafı.. Selimle Tuna indi arabadan..

‘’Neredeyiz Selim oğlum biz? Tamam 2340 yazdın, gördüm de, nereye getirdin bizi?’’

‘’Hacı ben gidilecek yer kısmını boş bıraktım.. Bak bak gitmemişiz oğlum bi yere, buradayız Tiredeyiz’’

İkili sokakları gezmeye başladı.. Evet Tiredeydiler.. Dolana dolana oturdukları Efem Apartmanı’nı buldular.. Orta parka doğru yürürlerken Selim bahçelerdeki ağaçları fark etti..

‘’Len Tuna baksana ağaca her dalından ayrı bi kek, çikolata, cips aboooooo!!’’

‘’ Seliiim! yaşadık dal ! ’’

İkili büyük bir keyifle ağaçta ne var ne yok mideye indirdi. Rüya bu ya, karınları da ağrımadı, kanserojen maddeler Selim ile Tuna’ya hiç zarar vermedi.. Glikoz şurubu da etkilemedi karaciğer ve pankreas fonksiyonlarını..

‘’Oğlumm!! Selimmm!!’’ diye seslendi Niyazi Bey 10 yaşındaki oğluna..

‘’Baba en tatlı yerinde uyandırdın rüyamın.. Tunayla ağaçtaki bütün abur cuburları yiyorduk..!!’’

‘’Oğlum ne biçim ağaç o?’’

‘’Baba hep senin yüzünden.. Anlattığın çocukluk anılarındaki çıtlık, iğde hikayeleri yüzünden.. Bak anlatayım rüyamı..’’

 

İçinde; Aspartam, Fruktoz (Glikoz) Şurubu, Monosodyum Glutamat, Sodyum Benzoat, Tartrazin, Sodyum Nitrat, Palm Yağı gibi nice zararlı maddeleri barındıran, raf ömürleri 6 ay olan ne kadar paketlenmiş ürün varsa, bakkallarda yok satıyor.. Ancak maalesef; çıtlıklar, iğdeler erikler dalında çürüyor..

Sağlıcakla Kalın!!

Esen Kalın!! 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
hasan 3 hafta önce

hikaye süper yazılmış verilmek istenen mesaj net sade temiz yureginize ve buraya ulaştırana teşekkürler başarılarınız daim olsun bir solukta okunabilecek bi makale olmuş.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner153