Putun sözcük anlamı, kendisine ibadet edilen, secde edilen heykel, resim, her şeydir. İslamiyet öncesi Cahiliye döneminde Araplar ağaçtan yaptıkları heykelleri tanrı yerine koyar, onlardan isteklerinin yerine getirilmesini isterlerdi. İstekleri gerçekleşirse bunun o put tarafından yapıldığına inanırlar, onların önüne güzel yemekler koyar, ipekli kumaşları boyunlarına dolarlardı. İstek gerçekleşmezse balta ile o putu parçalarlardı. İslamiyet’in ilk dönemlerinde putperestliği unutturmak için resim ve heykel yapımı yasaklandı. Şimdi bir kesim Atatürk heykellerini put olarak adlandırarak toplumu zehirliyor. Eline balta, kazma alan bazı yobazlar “Dinimizde putperestliğe yoktur” deyip heykelleri yıkmaya çalışıyor.

Öncelikle şunu belirteyim hiç bir heykel siz tapmadıkça put değildir. Atatürk heykelleri put değil, bir semboldür. Yaşamını özgürlük ve bağımsızlığa adayan bir insanı simgeleyen bir sembol. Atatürk’ün heykeli karşısında duranlar ona tapma niyetiyle durmuyor, onu Allah ile kendi arasına koymuyor, ondan yardım istemiyor. Bunun için ona adaklar sunmuyor. Bu yüzden heykel önünde Atamızın ruhuna Fatiha okumak, saygı duruşunda bulunmak puta tapmak gibi olmaz. Bir heykelin önünde secde edilmedikçe o heykele put demek aptallıktır. Saygı duruşunda bulunmak heykelin simgelediği kurtarıcının manevi hatırası önünde saygı göstermektir ki, insanlardaki vefa duygusundan kaynaklanır,

Puta tapanlar, heykelin manevi şahsiyetini tanrılaştırarak Allah ile kendi aralarına koyar ve ondan yardım isterler. Türbelere dilek dilemeye gidenler, mezarının çevresinde 7 kez dönenler, mezar taşına el ve yüzlerini sürenler, birisi için "Her gün 2 rekât şükür namazı kılınmalı", "O’na dokunmak bile ibadettir", "İkinci peygamberdir", " Allah'ın tüm vasıflarını üstünde toplayan bir lider" diyenler aynı kişilerdir. İşte asıl şirk budur.

Siz hiç Atatürk heykeli önünde O’na tapan, yalvaran, secde eden, kurban kesip dilek dileyen, sorunlarının çözülmesini isteyen bir Atatürkçü gördünüz mü? Atatürkçü derneklere yardım diye kurban derisi toplanıp o paralarla villalarda oturan gördünüz mü?(Tire ADD toplanan deri parasını öğrencilere burs olarak dağıttı.) Allah’tan istenecekleri Atatürk heykelinden isteyen bedbahtlar gördünüz mü? Bu heykelin kul ile Allah arasına girip dualara aracılık ettiğine şahit oldunuz mu? Heykelin karşısına geçip salya sümük ağlayanlar gördünüz mü? Heykel sahibinin ayağını yıkadığı suyu içenler şifa bulur diyen oldu mu şimdiye kadar? Bu kişiyi kullanarak sizlerden hiç nereye gittiği meçhul olan yardım parası toplandı mı? Bu heykelin sahibi Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Sakarya’da savaşırken size bu heykelin sahibi puttur diyenlerin dedeleri hangi İngilizin, Fransızın sağlığına dua ediyorlardı? Bu heykele sizi düşman edenler bu heykeldeki olmasa, babalarınızın hangi milletten olacağını söylediler mi size?

Müslüman puta tapmaz. Ancak Müslüman, putla heykeli birbirinden ayıramayacak kadar da aptal olmaz. Müslüman’ın sarıktan, cübbeden, şalvardan evvel  aklı olmalıdır. Zaten aklı olmayanın da imanı olmaz bilmez misiniz? Atatürk heykeline Atatürkçüler başta olmak üzere tapan kimse yok. Çünkü bizler bilimsel, gerçekçi kimseleriz. Atamıza tapmayı değil, O’nun düşüncelerini gelecekte kendimize yol gösterici olarak benimsemiş bir grubuz. Hem dinimize, hem de Atamıza gönülden bağlıyız. Atamızı da haşa Allah veya peygamber olarak görmeyiz.

Ey, Atamızın heykeline saldıran, onu yıkmaya çalışan gafiller! Siz Türk milletinin yiğit komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün heykeline saldıracağınıza Müslümanlığı parsel, parsel yapıp satan din tacirlerine, Allah ile aranda komisyonculuk görevi üstlenen çıkarcı müsvettelere, senden aldıkları ile sırça köşklerde yaşayıp gününü gün eden, canlı putlara saldırın. Bu ülkede o heykellerin yıkılması için Atatürk’ün zihinlerden de yıkılması gerek. Bunun için de tek yol var. O da bu ülkede bir tane bile Atatürkçü bırakmamak. Son Atatürkçü ölene kadar Atatürk'ü zihinlerden yok etmek mümkün değildir. Siz uzak durun emi. Hem yüce dinimiz İslam’dan, hem de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten.....

NOT: Geçen haftaki yazımdan sonra karşı gruptan bayağı tepki geldi. Bilhassa Lozan üzerine. Cahile laf anlatmak zordur derler. Lozan’ı hala Sevr’den daha kötü göstermeye çalışanlar var. Bunlara bir önerim var. Açsınlar Sevr Antlaşması ve Lozan Antlaşması ile çizilen sınırları gösteren haritaları. Bir baksınlar neler kazanmışız. Eleştiriler sırasında bana yapılan bir öneriye çok şaşırdım. Büyüğüm diye saygı duyduğum emekli bir öğretmen arkadaş bana “Keşke Kurtuluş Savaşı’nı Yunan kazansaydı” diyen sahte tarihçinin “Lozan Zafer mi, Hezimet mi?” kitabını kaynak olarak gösteriyor. Yazık, demek aynı düşüncedesiniz, öğretmenim.

Ayrıca konu dışı ama Arda’nın Milli takıma dönmesini şiddetle protesto ediyorum. Spor yazarına saldıran, “Bir daha Milli takımda oynamam” diyen adamı nasıl milli takıma çağırırsınız? Ailesine küfredilen Volkan Demirel, Terim’den izin isteyip o gün oynamadı diye bir daha milli takıma çağrılmayıp maçlarda sürekli ıslıklanırken, bakalım Arda’ya nasıl tepki gösterilecek. Ben Milli takımda Arda Turan’ı kesinlikle görmek istemiyorum.

Saygılarımla, hoşça kalın.